NE ARAMIŞTINIZ?

İngilizce Deyimler

İçerikler

Idioms - Deyimler

İngilizce Deyimler Neden Önemlidir?

Sitemizin bu bölümünde İngilizce deyimler (idioms) konusunu göreceğiz. İyi İngilizce anlayabilmek ve iyi konuşabilmek için gramer kurallarını bilmenin yanında, geniş bir kullanım alanı olan İngilizce deyimleri de iyi bilmek gerekmektedir. Çünkü İngilizcede deyimler, gerek yazı dilinde, gerekse konuşma dilinde çok önemli yer tutmaktadır.

İngilizce Deyimlerin Anlamları Nelerdir?

İngilizce Deyimler (idioms) iki veya daha fazla kelimenin birleşerek, asıl anlamlarından farklı bir anlam taşıması ile oluşurlar. Bu kelime grupları çoğunlukla, bir fiille bir edat veya bir fiille bir zarftan meydana gelirler.

Türkçemizde de çok çeşitli deyimler kullanırız. “İki ayağım bir pabuça girdi.” “Eteklerim tutuştu” gibi sözler birer deyimdirler. Örneğin, birisinin çok kızgın olduğunu anlatmak için “Küplere bindi” deriz.Türkçeyi iyi bilmeyen, henüz öğrenme durumunda olan bir yabancı bu sözü duyduğu zaman, adamın hakikaten bir küp üzerine bindiğini hayal eder ve hiç bir anlam çıkaramaz. İngilizce deyimler ile karşılaşan öğrencilerin de bu duruma düşmemeleri için, İngilizce deyimleri çok iyi öğrenmeleri gerekir. 
 

Hatırlatma: Sayfamızda incelemekte olduğunuz İngilizce deyimler ile ilgili bilgiler Limasollu Naci Öğretim Yayınları’nın   İngilizce eğitim seti  içeriklerinden alınmış bulunmaktadır.

İngilizce Deyimleri Öğrenmek Neden Eğlencelidir?

İngilizce deyimler öğrenmek eğlenceli bir uğraştır. Her dilin kendine özgü deyimleri vardır. Birçok deyimi ilk duyduğumuzda hiç bir şey anlamayabiliriz. Anlamını öğrenince ise çoğunlukla güleriz. Örneğin, "It's raining cats and dogs" çok kullanılan bir deyimdir, yağmurun bardaktan boşalırcasına yağdığını söylemek için kullanılır. Bunu bir kere öğrendiğinizde, her yağmur yağdığında hatırlarsınız.smiley İngilizce bir film veya dizi izlerken deyimleri biliyorsanız filmin diyaloglarında geçecek konuşmaları daha iyi anlayabilirsiniz.
 
 
İngilizce deyimler ve anlamları


She spilled the beans. (She revealed a secret.)
O, fasulyeleri döktü. (O, sırları açıkladı.)
 
Bu cümle İngilizce’de çok sık kullanılan bir deyimdir.
 


Örneğin; I put the book on the table.
Kitabı masanın üzerine koydum.

dediğimiz zaman, fiilin anlamında hiç bir değişiklik olmamıştır ve bu fiilin normal kullanılışıdır. Yani deyim değildir.

Fakat, I put my coat on.
Ceketimi giydim.

dediğimiz zaman, fiilin anlamı “koymak” değil “giymek” olmuştur. Fiilin anlamı değiştiği için burada “put on” bir deyimdir. Böyle kullanışa da idiomatic kullanılış diyoruz.

İki tane daha resimli İngilizce deyim örneği görelim.
 

İngilizce Deyimler

 


 



It's raining cats and dogs.
Kedi köpek yağıyor. (Sağanak yağmur yağıyor.)

 

 

 

 

 

 

 



Are you pulling my leg?
Ayağımı mı çekiyorsun? (Benimle dalga mı geçiyorsun?) 


          Bunlar en çok kullanılan eğlenceli İngilizce deyimlerdir.

 

İngilizce Deyimler İle İlgili Ayrıntılar

Fiillerle birlikte kullanılan edat veya zarflar her zaman fiilin anlamını değiştirmezler.

Ayşe looks up to the sky.
Ayşe gökyüzüne bakar.                (Normal kullanış)

Teenagers look up all the famous singers.
Gençler bütün ünlü şarkıcılara hayranlık duyarlar.     (Idiomatic kullanış)

He went out of the room.
O, odadan dışarı çıktı.          (Normal kullanış)

He goes out every night.
O, her gece çıkar. (Gezmeye gider.)         (Idiomatic kullanış)


  İngilizce Öğrenirken Bilmeniz Gereken 5 Önemli Nokta    tıklayınız  

 

Şimdi İngilizcede en sık kullanılan deyimlerin bir çoğunu görelim.

 

Fortune favours the bold

Şans cesurdan yanadır.

 

Shape up or ship out

Ya iyi yap, ya da bırak git

 

Don't beat a dead horse

Ölü atı kırbaçlama (Boşa kürek çekme)

 

Jump on the bandwagon

Moda olan şeye hemen yönelmek

 

That ship has sailed

Gemi yol aldı. (Treni kaçırdın - artık çok geç)

Well begun is half done

İyi başlangıç, bitirmenin yarısıdır.

 

Better late than never

Geç varmak, hiç varamamaktan iyidir

 

So far so good

Şimdilik her şey yolunda

 

Time flies when you were having fun

Eğlenirken zamanın nasıl geçtiğini fark etmezsin.

 

Don't cry over spilt milk

Süt döküldükten sonra ağlama (İş işten geçtikten sonra yakınmanın faydası yok)

 

Add insult to injury

Durumu daha da kötüye götürmek

 

Get a second wind

Soluklanmak - dinlenip enerjisini tekrar toplamak

 

Once bitten, twice shy

Sütten ağzı yanıp yoğurdu üfleyerek yemek

 

We see eye to eye

Aynı fikirdeyiz

 

Through thick and thin

İyi günde kötü günde - her güçlüğe katlanarak

 

Break a leg

Şeytanın bacağını kır -  bol şans -  iyi şanslar

 

      En Çok Kullanılan İngilizce 1000 Kelime ve Cümle        tıklayınız      

 

Pull yourself together

Sakin ol - kendine hakim ol

 

Every cloud has a silver lining

Her şerde bir hayır vardır.

 

Get wind of something

Duyum almak

 

Let sleeping dogs lie

Ortalığın yatışmasını bekle

 

Beat around the bush

Söylemek istemediğin lafı gevelemek

 

Easy does it

Sakin ol - acele etme

 

Call it a day

Bir işe son vermek

 

Don't put all your eggs in one basket

Tüm yumurtalarını aynı sepete koyma. (Tüm ümidini tek şeye bağlamak risklidir)

 

A storm in a teacup

Bir bardak suda fırtına yaratmak

 

Calm before the storm

Fırtına öncesi sessizlik

 

Familiarity breeds contempt

Alışkanlık bıkkınlık yaratır.

 

Go down in flames

Başarısız olmak - güme gitmek

 

Like riding a bicycle

Bisiklet kullanmak gibi (Bir kere öğrendin mi unutulmayacak bir şey)

 

Know which way the wind is blowing

Genel eğilimi takip etmek

 

Sit on the fence

Kararsız olmak

 

A dime a dozen

Kıymetsiz -  değersiz

 

 

LN İngilizce Eğitim Setleri 3 Kur Bir Arada + Online İngilizce Kursu
Tanıtım Videosu

Cutting corners

Kestirmeden gitmek

 

That's the last straw

Sabrın sonuna gelmek

 

Miss the boat

Artık çok geç

 

A blessing in disguise

Önce kötü zannedilen hayırlı bir şey

 

Go back to the drawing board

İşe tekrar baştan başlamak

 

The best of both worlds

İdeal durum - mükemmel sonuç

 

A snowball effect

Kartopu etkisi (Domino etkisi)

 

We will cross that bridge when we come to it

Köprüye gelince, köprüden geçeriz (Dur bakalım, bu sorunu zamanı gelince düşünürüz.)

 

Curiosity killed the cat

Fazla merak tehlikeli olabilir

 

Get out of hand

Kontroldan çıkmak

 

Haste makes waste

Acele işe şeytan karışır 

 

Leave no stone unturned

İşi çok iyi etüt etmek

 

 

 

Burn bridges

Köprüleri yakmak - geri dönülemeyecek noktaya gelmek

 

Cut somebody some slack

Törerans göstermek - müsamaha etmek

 

Speak of the devil

Lafın üstüne gelmek

 

You can say that again

Aynen katılıyorum.

 

Not playing with a full deck

Bir tahtası eksik - aklı noksan

 

Come rain or shine

Ne olursa olsun - herhâlükârda

 

Like two peas in a pod

Ayrılmaz iki - bir elmanın iki yarısı

 

Let someone off the hook

Kişiyi o konuda artık sorumlu tutmamak

 

Hit the sack

Uyumaya gitmek

 

It takes two to tango

Tango yapmak için iki kişi gerekir. (Tek başına yapılacak iş değil)

 

Run like the wind

Rüzgar gibi koşmak - şimşek gibi koşmak

 

Be off one’s rocker

Bir tahtası eksik olmak - kafayı üşütmüş olmak - deli olmak

 

Get something out of your system

Yapmak istediğiniz bir şeyi yapıp rahatlamak

 

To make matters worse

Bir sorunu daha kötüye götürmek

 

No pain, no gain

Çaba sarf etmeden sonuca ulaşamazsın. (Ekmeden biçemezsin)

 

Hang in there

Sebat et  -  vazgeçme

 

Every dog has his day

Herkesin bir şansı vardır.

 

Bolt from the blue

Beklenmedik iyi sürpriz

 

A stitch in time saves nine

Bir sorun başlangıç safhasındayken daha kolay halledilir

 

As right as rain

Kendini turp gibi hissetmek

 

Weather the storm

Zorluklara göğüs germek - krizi atlatmak

 

Make hay while the sun shines

Şansını kullanmak - fırsattan yararlanmak

 

On cloud nine

Çok mutlu olmak

 

Under the weather

Kendini iyi hissetmemek

 

Snowed under

Meşgül olmak

 

Make a long story short

Lafı kısa kesmek

 

A snowball's chance in hell

Cehennemde kartopu gibi (Sıfır ihtimal)

 

On the ball

Marifetli – becerikli

 

Bite the bullet

Kurşunu ısırmak (Başka çare yoksa gözünü budaktan sakınmamak)

 

To get bent out of shape

Üzülmek – yıkılmak

 

It's not rocket science

O kadar da zor bir şey değil
 

 

Phrasal Verbs

Ayrıca İngilizcede deyimlerin diğer bir çeşidi olan Phrasal Verb'leri de aşağıda Türkçe anlamları ile görebilirsiniz. Phrasal Verb'ler  fiil+ edat ya da fiil + zarf ların birleşmesinden meydana gelmişlerdir. Phrasal Verb'ler alfabetik sıra ile verilmiştir ve cümle içinde nasıl kullanıldıklarını gösteren birer örnek cümle ile birlikte aşağıda gösterilmektedir.


A

A harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Account for: Hesap vermek
Ali has to account to his father for the money he gives him for school expenses.
Ali okul masrafları için babasının ona verdiği paranın hesabını vermek zorundadır.

Acknowledge receipt of: Alındı bildirimi
I acknowledged receipt of a registered letter.
Taahhütlü bir mektubun alındığını bildirdim.

Act for some one: Birinin vekili olmak
My brother is acting for me.
Kardeşim bana vekâlet ediyor.
Devamı >> 
 
B
 
B harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Back down: iddiasından vazgeçmek 
The public prosecutor has backed down.
Savcı iddiasından vazgeçti.

Back out: Dönmek, geri gitmek
He backed out of his promise.
O, verdiği sözden döndü.

Back up: Lehinde söylemek
I backed up him at the court.
Mahkemede onun lehine konuştum.
Devamı >>

 

Faydalı olabilecek diğer bazı konu başlıklarımız

İngilizce Gramer

İngilizce Türkçe Çeviri

İngilizce Türkçe Sözlük


C
 
C harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Check up:Kontrol etmek
He checked up the figures to see the mistake.
O, hatayı bulmak için rakamları kontrol etti.

Cheer up:Neşelenmek, üzülmemek
She was cheered up with the good news.
O, iyi haberi alınca neşelendi.

Chop up: Parçalara ayırmak, doğramak
The butcher chopped up the meat.
Kasap eti küçük parçalara ayırdı.
Devamı >>
 
D

D harfi ile başlayan Phrasal Verbs

Drive at: Demek istemek
I can’t really understand what he’s driving at.
Ne demek istediğini gerçekten anlayamıyorum.

Drive up to: Gelmek, yanaşmak
She drove up to the garage door.
O, garajın kapısına yanaştı.

Drop in: Habersiz ziyaret etmek, uğramak
Don’t forget to drop in on me tonight.
Bu gece bana uğramayı unutmayın.
Devamı >>
 

      İngilizce Alfabe        tıklayabilirsiniz      


E

E harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Ease off: Yavaşlamak, yavaşlatmak, gevşemek, gevşetmek, hafiflemek
You should ease off a little because you are working too hard.
Çok çalışıyorsunuz, biraz yavaşlasanız (dinleseniz) iyi olur.

Easy going: Yumuşak, uysal, babacan
He is a very easy going person.
O, çok uysal biridir.

Eat in: Evde yemek
I decided to eat in tonight.
Bu akşam evde yemeye karar verdim.
Devamı >>
 
F
 
F harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Fall away: Azalmak, terketmek
The profits fell away to nothing.
Kârlar git gide sıfıra düştü.

Fall behind: Geri kalmak
She always falls behind when we’re walking.
O, biz yürürken her zaman geri kalır.

Fall into: içine düşmek
That river falls into a lake.
Şu nehir bir göle dökülür. 
Devamı >>

 

 İngilizce Eğitim Setleri
G

G harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Get away: Kaçıp kurtulmak, ayrılmak
We can’t get away from our faults.
Hatalarımızdan kaçıp kurtulamayız.

Get up toYükselmek, varmak, yetişmek
A rabbit can get up to a tortoise.
Tavşan kaplumbağaya yetişebilir.

Go back: Geri gitmek, dönmek
Don’t go back on your promise.
Sözünüzden dönmeyin.
Devamı >>
 
H
 
H harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Hand down:
 Elle indirmek
The soldier hands down the flag.
Asker bayrağı indiriyor.

Hand out: Dağıtmak
He hands out all his fortune.
O, bütün servetini dağıtıyor.

Hang back: Geri durmak, tereddüt göstermek
Don’t hand back during the examination.
Sınav sırasında tereddüt gösterme.
Devamı >>

 

      English Numbers / İngilizce Sayılar        tıklayabilirsiniz      

 
I
 
I harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Improve on something: Bir şeyi daha iyi hale koymak, daha iyi tanımak
He improves on acquaintance.
O, tanıdıkça daha iyidir.

Incur expence: Masrafa girmek
If you by this old house you will incur a lot of expense.
Bu eski evi alırsanız çok masrafa gireceksiniz.

Indulge in: Masrafa bakmamak
You indulge in a holiday.
Masrafa bakmayıp tatil yapıyorsunuz.
Devamı >>
 
J
 
J harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Jig is up: Sonu yakın
When the thief saw the police, he knew that the jig was up.
Hırsız polisi gördüğünde sonunun yakın olduğunu anladı.
 
Join in: Katılmak
Why don’t you join in the conversation?
Sohbete niçin katılmıyorsunuz?
 
Jot down: Kaydetmek, kısaca yazmak
I’ll jot your telephone number down on my pad.
Telefon numaranızı not defterime kaydedeceğim.
Devamı >>
 
K
 
K harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Keep one’s promise: Sözünü tutmak
You can count on him, he keeps his promise.
Ona güvenebilirsiniz, sözünü tutar.

Keep out of: Dışında kalmak
He tried to keep out of the quarrel.
O, kavganın dışında kalmaya çalıştı.

Keep a secret: Sır olarak saklamak
I’m sure that he’ll keep the subject a secret.
Konuyu bir sır olarak saklayacağına eminim.
Devamı >>
 
L
 
L harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Lay in: Sağlamak, almak
I always lay in food when I go on holiday.
Tatile gittiğimde yanıma daima yiyecek alırım.

Lay off: Geçici olarak kovmak
The manager layed off workers.
Müdür, işçilere geçici olarak yol verdi.

Lay out: Dizmek, sermek, yaymak
Ahmet layed his books out on the floor.
Ahmet kitaplarını yere serdi.
Devamı >>
 
M
 
M harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Move about: Dolaşmak, durmadan taşınmak
I moved about all day looking for you.
Sizi bulmak için bütün gün dolaştım.

Move in: Girmek, içine taşınmak
He moved in his new apartment.
O, yeni dairesine taşındı.

Move offHareket etmek, gitmek
The train moved off on time.
Tren zamanında hareket etti.
Devamı >>
 
P
 

P harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Pass by: Yanından geçmek, geçip gitmek
I passed by your new school yesterday.
Dün sizin yeni okulun yanından geçtim.

Pass around: Elden ele geçirmek
Pass around your new picture.
Yeni resminizi elden ele geçirin.

Participate in: Katılmak
I am going to participate in your basketball team.
Sizin basketbol takımına katılacağım.
Devamı >>
 
Q
 
Q harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Quarrel with one’s bread and butter
Birinin ekmeği ile oynamak (iş için).
Ahmet likes to quarrel with his friends bread and butter.
Ahmet arkadaşlarının ekmeği ile oynamaktan zevk alıyor.

Quite a bit: Çok (sayılamayan cisimler için)
I spent quite a bit of money for my new car.
Yeni arabam için çok para harcadım.

Quite a few: Az, oldukça az
Quite a few people came to the meeting.
Toplantıya oldukça az kişi geldi.
Devamı >>
 
R
 
R harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Rainy day: Sıkıntılı günler
I always save money for rainy days.
Sıkıntılı günler için her zaman para saklarım.

Rain or shine: Hava iyi de olsa, kötü de olsa
We shall go to Ankara tomorrow rain or shine.
Hava iyi de olsa, kötü de olsa yarın Ankara’ya gideceğiz.

Raise money: Cami, kilise, vakıf... yararına para toplamak
We raised money to buy carpet for the mosque.
Camiye halı almak için para topladık.
Devamı >>
 
S
 
S harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Safe and sound: Sağ salim
She returned from her holiday safe and sound.
O, tatilden sağ salim döndü.

Save money: Para biriktirmek
I saved up some money for the coming year.
Gelecek yıl için biraz para biriktirdim.

Save one’s breath: Boş yere nefes tüketmek.
Save your breath, I am not listening to you.
Boş yere nefes tüketmeyin, sizi dinlemiyorum.
Devamı >>
 
T
 
T harfi ile başlayan Phrasal Verbs

Take a break: istirahat etmek, mola vermek, dinlenmek
You are so tired why don’t you take a break?
Çok yorgunsunuz, niçin dinlenmiyorsunuz?

Take a chance: Şansını denemek
Take a chance in this new game.
Bu yeni oyunda şansınızı deneyin.

Take an interest in: ilgi göstermek, ilgilenmek
He takes a great interest in painting.
O, resim yapmaya büyük ilgi gösteriyor.
Devamı >>

 

      İngilizce Metinler ve Kısa Hikayeler        tıklayabilirsiniz      


U
 
U harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Under arrest: Tutuklu
You are under arrest for robbery.
Hırsızlıktan tutuklusunuz.

Up and down: Bir aşağı bir yukarı
When he is worried, he walks up and down the corridor.
O, üzüntülü olduğu zaman, koridorda bir aşağı bir yukarı yürüyor.

Use upTükenmek, tamamını kullanmak
He used up all his money while he was shopping.
O, alış veriş yaparken bütün parasını tüketti.
Devamı >>
 


V
 
V harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Vacate office: istifa etmek
After a dispute with the boss he vacated the office.
Patronla tartıştıktan sonra istifa etti.

Value your life: Canının kıymetini bilmek
If you value your life you will not sleep late.
Eğer canının kıymetini biliyorsan, geç yatmayacaksın.

Vote back: Geri gitmeyi önermek
It will rain, I vote we go back.
Yağmur yağacak, geri gitmemizi öneriyorum.
Devamı >>

W

 
W harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Walk in: Girmek
He walked in my room.
O, odama girdi.

Walk off: Ayrılmak
I walked off my friend at the airport.
Havalimanında arkadaşımdan ayrıldım.

Walk out with: Dolaşmak, çıkmak (arkadaşlık etmek)
Ayşe walked out with Ahmet.
Ayşe, Ahmet ile çıktı.
Devamı >>

 

 

 

Y
 
Y harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
Year in year out: Bütün yıl boyunca
Big factories work year in year out.
Büyük fabrikalar bütün yıl boyunca çalışır.

Yeoman service: Dürüst ve gayretli hizmet
This transport company gives yeoman service.
Bu nakliye şirketi dürüst ve gayretli hizmet veriyor.

[With] young: Gebe, hamile
My friends was very happy when he learned that his wife was with young.
Arkadaşım, eşinin hamile olduğunu öğrenince çok sevindi.
Devamı >>

Z

 
Z harfi ile başlayan Phrasal Verbs
 
At the] zenith of his career: Meslek hayatının zirvesinde
This professor is at the zenith of his career.
Bu profesör mesleğinin zirvesindedir.

Zero hour: Başlangıç saati
The airplanes will take the air zero hour for the raid.
Uçaklar akının başlangıç saatinde havalanacaklar.
Devamı >>

 

 

İngilizce Deyimler konusunun diğer konu başlıklarını listede görebilirsiniz.

 

Faydalı olabilecek diğer bazı konu başlıklarımız

İngilizce Anasayfa

Past Perfect Tense

İngilizce Sayılar

Sağ banner 3
İngilizce Öğrenirken Bilmeniz Gereken 5 Önemli Nokta

Yorum Yazabilirsiniz

Lütfen değerlendirmenizi yapınız!

Alışveriş Sepetiniz

Sepetiniz henüz boş
ALIŞVERİŞE DEVAM ET

HESABINIZA GİRİŞ YAPIN

Parolanızı mı unuttunuz?
ÜYE DEĞİLSENÜYE OL