Yardımcı Fiiller - Would


İngilizce gramer bölümümüzün bu sayfasında İngilizce yardımcı fiiller would  konusunu göreceğiz.

Will yardımcı fiilinin geçmiş şekli would dur.
 
I will go. Ben gideceğim. 

I would go. Ben gidecektim. (gitseydim, giderdim.)

You would go. Sen gidecektin. (gitseydin giderdin.) 

Soru şekli yapılırken would öznenin başına getirilir. 
 
Would l go? Ben gidecek miydim? (gitse miydim, gider miydim?)

Would you go? Sen gidecek miydin? (gitse miydin, gider miydin?) 

Olumsuz şekli yapılırken de would dan sonra not eki getirilir.
I would not go. Ben gitmeyecektim. (gitmeseydim, gitmezdim) 

You would not go. Sen gitmeyecektin. (gitmeseydin, gitmezdin) 
 
I wouldn’t, I would not ın kısaltılmış şeklidir. 
Birinci şahıslarda genellikle will yerine shall ve onun geçmiş şekli olan should kullanılır. Fakat will ve would da kullanılabilir.
 
He would be here at five o’clock.
O, saat beşte burada olacaktı.
 

Would she wait for me on the corner?
O, beni köşede mi bekleyecekti? 
 

I would see him the next day.
Ertesi gün onu görecektim. 
 

Ayşe wouldn’t leave me.
Ayşe beni terk etmeyecekti. (etmeseydi) 
 
Cümlenin anlamına göre her iki anlamdan birini verir.

Soru sorarken şimdiki zamanda da will yerine genellikle would kullanılır ve böylece daha kibar bir ifade olur. 

Would you please give him this letter?
Lütfen bu mektubu ona verir miydiniz? 
 

Would you mind carrying the suitcase?
Bavulu taşımak zahmetine katlanır mıydınız? 
 

(Aynı kibarlık ifadesine Türkçede de rastlıyoruz.)
Would you like a cup of coffee?
Bir fincan kahve ister misiniz? 
 
(Anlamına geliyor. Eğer kelime kelime aynen çevirecek olursak Bir fincan kahveden hoşlanır mıydınız? diye çevirmemiz gerekirdi.) 
Would you like? Cümlesi kalıplaşmıştır ve birisine birşey ikram etmek için kullanılır.
Düz cümlelerde de kibarlık ifade etmek üzere want yerine would like kullanılır.
 
I would like to see Mr. Smith.
Bay Smith’i görmek istiyordum. (istiyorum)

I thought it would be cold so I wore my coat.
Havanın soğuyacağını düşündüm ve paltomu giydim.

Even as a boy, he knew that he would succeed in football.
O, çocukken bile, futbolda başarılı olacağını biliyordu.

She said that she would buy some apple.
O, biraz elma alacağını söyledi.

I’d be very frightened if somebody pointed a gun at me.
Eğer birisi bana silah doğrultsaydı çok korkardım.

If I didn’t go to their party, they’d be offended.
Eğer partilerine gitmeseydim çok gücenirlerdi.

If you took more exercise, you’d (= you would) probably feel healthier.
Eğer daha fazla egsersiz yapsaydın, muhtemelen daha sağlıklı olacaktın.

I wouldn’t drink that if I were you.
Yerinde olsaydım onu içmezdim.

Would you like some tea?
Biraz çay içer misiniz?

What I’d really like is some coffee.
Tek istediğim biraz kahve.

Would you open the window, please?
Pencereyi açar mısınız lütfen?

Would you go with him?
Onunla gider misiniz?

I wish you would not go.
Keşke gitmeseydin. (Kalmanı çok isterdim.)

I would take him to school today, but my car is out of order.
Bugün onu okula götürmek isterdim, ama arabam arızalı.

She would help you with your homework tonight, but she feels ill.
O, bu gece ödevinize yardım etmek isterdi, ama kendini iyi hissetmiyor.

We would pay what he asked, but he gave up selling his car.
İstediğini vermeye kararlıydık, ama arabasını satmaktan vazgeçti.

Would you like to come to us for tea tomorrow?
Yarın çay için bize gelir misiniz?

Would you like a piece of cake?
Bir parça kek arzu eder misiniz?

Would you like to drink tea or coffee?
Çay mı yoksa kahve mi arzu edersiniz?

I would like to ask a question.
Bir soru sormak istiyorum.

We would like to buy a pair of shoes,
Bir çift ayakkabı satın almak istiyoruz.

I’d like to have some tea. What would you like to have?
Ben çay istiyorum. Sen ne istersin?

Does he ever visit you?  -No, but he used to. He would often visit me when he was a boy.
Hiç seni ziyaret ediyor mu? –Hayır, ama eskiden gelirdi. Çocukken beni sık sık ziyaret ederdi.

I would lower taxes if I were the President. 
Eğer ben cumhurbaşkanı olsam, vergileri indirirdim.

They would buy a new house if they had more money.
Eğer onların daha fazla paraları olsaydı, ev alırlardı.

If it were snowing, the children would wear boots.
Kar yağıyor olsa çocuklar bot giyerdi.

If the workers worked hard, they would finish it today.
İşçiler çok çalışsalar işi bugün bitirirlerdi.

If the cities weren’t dumbing their waste into the rivers, the waters wouldn’t be polluted.
Kentler atıklarını nehirlere dökmese sular pislenmez.

If air travel were cheaper, trains and buses would become obsolete.
Uçakla yolculuk daha ucuz olsa tren ve otobüsler tarihe karışır.

 

Faydalı olabilecek diğer bazı konu başlıklarımız

Yorum Yazabilirsiniz

Lütfen değerlendirmenizi yapınız!

Alışveriş Sepetiniz

Sepetiniz henüz boş
ALIŞVERİŞE DEVAM ET

HESABINIZA GİRİŞ YAPIN

Parolanızı mı unuttunuz?
ÜYE DEĞİLSENÜYE OL