Yardımcı Fiiller - Must


İngilizce gramer bölümümüzün bu sayfasında  İngilizce yardımcı fiiller must  konusunu göreceğiz.
 
Must (meli, malı) yardımcı fiili ile kurulan cümleler gereklilik bildirirler.

Bu çeşit cümleler, geniş zaman cümlesinde, özne ile fiil arasına must yardımcı fiili getirilerek kurulurlar.
 
I go.                   Ben giderim. (Simple Present Tense) Geniş Zaman 

I must go.            Ben gitmeliyim.
 
You must go.  
     Sen gitmelisin.
 
He must go.     
    O gitmeli.
 
She must go.  
     O gitmeli.
 

It must go.          O gitmeli.
 

We must go.        Biz gitmeliyiz.
 

You must go.       Siz gitmelisiniz.
 

They must go.      Onlar gitmeliler. 
 
Olumsuz yaparken must yardımcı fiilinden sonra not eki getirilir. 
 
I must go.               Ben gitmeliyim. 

I must not go.        Ben gitmemeliyim.
 

You must not go.   Sen gitmemelisin.
 

He must not go.     O gitmemeli.
 

She must not go.   O gitmemeli.
 

We must not go.    Biz gitmemeliyiz.
 

You must not go.   Siz gitmemelisiniz.
 

They must not go. Onlar gitmemeliler.
 
Soru yaparken must yardımcı fiili öznenin başına getirilir. 
 
I must go.        
      Ben gitmeliyim. 

Must l go?             Ben gitmeli miyim?
 

Must you go?        Sen gitmeli misin?
 

Must he go?          O gitmeli mi?
 

Must we go?          Biz gitmeli miyiz?
 
Must you go?
        Siz gitmeli misiniz?
 
Must they go?   
   Onlar gitmeli mi?
 

Must yardımcı fiili ile örnek cümleler
 
I must go to school five days a week.
Haftada beş gün okula gitmeliyim. 
 

He must not smoke.
O, sigara içmemeli.
 

Must they come here tomorrow?
Yarın onlar buraya gelmeliler mi?
 

Must you see him tomorrow?
Yarın onu görmeli misin?
 

She must clean her room.  
O, odasını temizlemeli. 

The students must study English at least ten hour a week.  
Öğrenciler haftada en az on saat İngilizce çalışmalılar. 

People must keep quite when they are in a mosque.  
İnsanlar camideyken sessiz olmalıdırlar. 

I must get into my car and go to work at a quarter to seven every morning on week days.  
Hafta arası her sabah saat yediye çeyrek kala arabama binip işe gitmem lazım. 

I must finish this novel till tomorrow morning. I will return it to the library.  
Yarın sabaha kadar bu romanı bitirmem lazım. Kütüphaneye teslim edeceğim. 

You must call the boss. He wants you urgently.  
Patronu aramalısın. Hemen seni istiyor. 

I must water my flowers on the balcony today. 
Bugün balkondaki çiçeklerimi sulamam lazım. 

We must whitewash the flat before we move in.  
Taşınmadan önce daireyi badana etmeliyiz. 

I must spend the whole day with my mother tomorrow.  
Yarın bütün günü annemle geçirmek zorundayım. 

Our new neighbour has got a brand new Mercedes. He must be very rich.  
Yeni komşumuzun yepyeni bir mersedesi var. Çok zengin olmalı. 

You are studying your lessons very hard. You must have very good marks.  
Derslerine çok çalışıyorsun. Notların çok iyi olmalı. 

There is a loud ring on the door bell. It must be someone in a hurry.  
Kapı zili acı acı çalıyor. Acelesi olan birisi olmalı. 

You must love family life or never get married.  
Aile hayatını sevmek zorundasın ya da hiç evlenmemelisin. 

There’s no heating on. You must be freezing. 
Isıtma yok. Donuyor olmalısın. 

You must be worried that she is so late coming home. 
Eve gelmekte geciktiği için çok kaygılanmış olmalısın. 

I can’t remember what I did with it. I must be getting old. 
Onu ne yaptığımı hatırlamıyorum. Yaşlanıyor olmalıyım. 

It must be nice to live in Florida. 
Florida’da yaşamak hoş olmalı. 

I must go to bed earlier. 
Daha erken yatmalıyım. 

They must do something about it. 
Bunun hakkında bir şeyler yapmalılar. 

You must come and see us some time. 
Bir ara gelip bizi görmelisin. 

I must say, I don’t think you were very nice to him.  
Ona karşı çok iyi davranmadığını düşündüğümü söylemeliyim. 

I must  arrive at work at 9 sharp. My boss is very strict. 
Tam 9da işte olmalıyım. Patronum çok kuralcı.

We must give him our answer today or lose out on the contract.  
Ona cevabımızı bugün vermeliyiz yoksa kontratı kaybedeceğiz. 

You must pass your exams or the university will not accept you. 
Sınavlarını vermelisin yoksa üniversite seni kabul etmeyecek. 

I must send a report to Head Office every week.
Her hafta Merkez Şube’ye bir rapor göndermeliyim. 

We mustn’t talk about it. It’s confidential. 
Bunun hakkında konuşmamalıyız. Bu gizli. 

I mustn’t eat chocolate. It’s bad for me. 
Çikolata yememeliyim. Benim için kötü. 

You mustn’t phone me at work. We aren’t allowed personal calls. 
Beni işten aramamalısın. Kişisel görüşmelere izin verilmiyor. 

They mustn’t see us talking or they’ll suspect something. 
Bizi konuşurken görmemeliler yoksa bir şeylerden şüphelenecekler. 

We mustn’t be late. He’ll be very angry if we are. 
Geç kalmamalıyız. Eğer kalırsak o, çok kızacak.

 

Faydalı olabilecek diğer bazı konu başlıklarımız


Gramer konusunun ilk sayfasına
dönmek için tıklayabilirsiniz

Yorum Yazabilirsiniz

Lütfen değerlendirmenizi yapınız!

Alışveriş Sepetiniz

Sepetiniz henüz boş
ALIŞVERİŞE DEVAM ET

HESABINIZA GİRİŞ YAPIN

Parolanızı mı unuttunuz?
ÜYE DEĞİLSENÜYE OL