NE ARAMIŞTINIZ?

war ne demek Türkçe anlamı

Türkçe İngilizce sözlükte arama yapmak için ise tıklayabilirsiniz.


A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W Y Z
Aranan Kelime: war
Bulunan Sonuç: 46

war

f. (-red, -ring) savaşmak, harp etmek, muharebe etmek, cenk etmek; düşmanlık etmek, düşman olmak.

war

i., s. savaş, harp, muharebe; mücadele; strateji; s. savaşa özgü, savaşta kullanılan, savaş sonucu oluşan. war cloud savaş bulutu, savaşa alâmet olan şey. war correspondent savaş muhabiri. war crime savaş suçu. war criminal savaş suçlusu. war cry savaş narası. war dance savaşa hazırlık dansı; zafer dansı. War Department A.B.D. Milli Savunma Bakanlığı. war game savaş tatbikatı. war god savaş tanrısı. war horse savaş atı; tecrübeli asker, kurt politikacı; bayat eser. war loan harp istikrazı. war of nerves sinir harbi. war paint vahşilerin savaş alameti olarak yüz veya vücutlarına sürdükleri boya; k.dili. en iyi elbise veya süs; makyaj malzemesi. war whoop kızılderililerin savaş narası. be at war savaş halinde olmak. declare war on birine savaş ilan etmek. wage war with biri ile savaş halinde olmak.

warble

f., i. kuş gibi ötmek, şakımak; çağıldamak; terennüm etmek; titrek ses çıkarmak; i. kuş gibi ötüş, şakıma; tatlı ses; nağme, makam; sığırsineği sürfesinin hayvanlann sırtında meydana getirdiği çıban. warble fly sığırsineği, zool. Hypodermatidae.

warbler

i. kuş gibi öten kimse; tatlı sesli kimse; ötleğengillerden bir kuş; Amerika'ya özgü sinek yiyen bir kuş, zool. Parulidae. barred warbler çizgili ötleğen, zool. Sylvia nisoria. garden warbler bahçe ötleğeni, zool. Sylvia borin. masked warbler maskeli ötleğen, zool. Sylvia rupelli. reed warbler çil ardıcı, zool. Acrocephalus arundinaceus. spectacled warbler gözlüklü çalıbülbülü, zool. Sylvia conspicillata. whitethroat warbler çalıbülbülü, zool. Sylvia communis.

ward

i., f. koğuş; bölge, mıntıka; huk. vesayet altında bulunan çocuk; vesayet, koruma; kilit dili; f. emniyetli yerde korumak. ward off savuşturmak, geçiştirmek, geri çevirmek. ward heeler A.B.D., (argo) semtin oylarını kazanmaya çalışan kimse.

ward,-wards

(sonek) -e doğru, yönünde.

warden

i. bekçi, muhafız; A.B.D. hapishane müdürü; İng. kolej müdürü; kilise bina veya emlakini muhafaza eden memur.

warden

i. kompostoluk bir çeşit armut.

warder

i. bekçi, muhafız; hükümdar asası; İng. hapishane müdürü.

wardrobe

i. bir kimsenin tüm giysileri, giyecekler; gardırop, giysi dolabı; tiyatro kostümleri.

wardroom

i. savaş gemisinde oyun salonu ve yemekhane.

wards

bak. ward.

wardship

i. muhafızlık; vasilik, vesayet.

ware

i. takım (eşya); çoğ. emtia, satılacak mallar; çanak çömlek, seramik eşya.

ware

f., (eski) dikkat etmek.

warehouse

i. eşya deposu; ambar; antrepo; toptan satış yeri; mağaza. ware houseman i. eşya deposu sahibi veya işçisi.

wareroom

i. depo, imalât yerinde satış bölümü.

warfare

i. harp, savaşma, savaş; mücadele.

warhead

i. merminin patlayıcı madde taşıyan kısmı.

warlike

s. cenkçi, dövüşken, kavgacı; savaşa ait; askeri; savaşla tehdit eden.

warlock

i. sihirbaz, büyücü, cinci; falcı.

warlord

i. militarizm uğruna diktatörce davranan yönetici; mahalli diktatör (özellikle Uzak Doğuda.

warm

s. ılık, hafif sıcak; ısıtan, sıcak tutan; hararetli; canlı; gayretli, şevkli; heyecanlı, çabuk heyecanlanan; sıcakkanlı; sıkıcı; güz. san. sıcak (renk); yeni, taze; saklanan şeye veya gerçeğe yaklaşmış durumda olan. warm front meteor. sıcak hava kitlesi. a warm climate ılıman iklim. a warm welcome hararetli kabul, sıcak bir karşılama. make it warm for someone anasından emdiğini burnundan getirmek. warm'ly z. samimiyetle, hararetle; şevkle. warm'ness i. sıcaklık, ılıklık.

warm

f. ısıtmak, kızdırmak; ısınmak, kızmak; teşvik etmek, teşvik olunmak .warm to veya toward şevkle sarılmak. warm up ısınmak; ısıtmak; yarışmadan önce hafif idman yapmak; motoru ısıtmak için çalıştırmak; konser veya temsilden önce son bir hazırlık yapmak. warming pan yatağı ısıtmaya mahsus saplı ve kapaklı madeni kap.

warmblooded

s., zool. sıcakkanlı; enerjik; tutkulu.

warmhearted

s. yüreği sıcak, sevgi dolu; samimi, cana yakın.

warmonger

i. savaşa kışkırtan kimse.

warmth

i. sıcaklık, ılıklık; hararet, ateşlilik, çoşkunluk; samimiyet.

warmup

i., k.dili. ısınma; son hazırlık.

warn

f. ikaz etmek, uyarmak, tehlikeyi haber vermek; önceden haber vermek; huk. ihbar etmek, ihtar etmek; öğütlemek, tavsiye etmek.

warning

i., s. ihtar, uyarma, ikaz; ihbar; s. uyarıcı; ihbar eden. a week's warning bir haftalık vade. be a warning to someone birisine ibret olmak. give warning uyarmak, ikaz etmek, tehlikeyi haber vermek. take warning nasihat kabul etmek, ibret almak. warning bell işaret zili; hazırlık zili. warningly z. ikaz edercesine.

warp

f. eğrilmek; eğrilip çarpılmasına sebep olmak; doğru yoldan sapmak veya saptırmak; den. bir yere bağlanmış palamarı çekerek yürütmek; hav. yesarilenmek. warped s. eğrilmiş; sapık, sapkın.

warp

i. eğrilik, çarpıklık; dokumacılıkta çözgü, arış; den. palamar, levalık yoma.

warpath

i. kızılderililerin savaşa gitmesi. on the warpath kavgaya hazır; parlamaya hazır.

warrant

f. temin etmek; teminat vermek, garanti etmek; korkusuzca beyan etmek; salahiyet vermek; memur etmek; izin vermek, ruhsat vermek; kefil olmak; hak kazandırmak; her zararını tazmin edeceğine taahhüt etmek. No excuse can warrant this misbehavior. Hiçbir özür bu kötü davranışı mazur gösteremez. Bu kötü davranışa göz yumulamaz. I warrant you. Sizi temin ederim ki. warrantable s. caiz; garanti edilir. warrantably z. caiz sayılacak şekilde.

warrant

i., huk. tevkif müzekkeresi; arama tezkeresi; kefalet, teminat, garanti; ruhsat, yetki, salâhiyet; makbuz; ask. tayin emri. warrant for one's arrest tevkif müzekkeresi. warrant officer gedikli erbaş.

warranty

i., huk. kefalet, kefaletname; garanti; yetki, salahiyet, hak.

warren

i. tavşanın çok olduğu yer; ufak av hayvanları üretim sahası; ırmakta balık üretim sahası; kalaballk mahalle; İng. parmaklıklı yerde yabanıl hayvan üretme imtiyazı; ağıl.

warrior

i. savaşçı, cenkçi, muharip; cenk eri, asker.

warsaw

i. Varşova.

warship

i. savaş gemisi.

wart

i. siğil. warts and all olduğu gibi, bütün ayrıntılarıyle, güzel olmayan taraflarını saklamadan. wart hog Afrika yaban domuzu, zool. Phacochoerus aethiopicus. wart'y s. siğilli, üstü siğil dolu; siğil gibi.

wartime

i., s. savaş zamanı; savaştan doğan; savaş sırasında olan.

wartweed

i. sarı sütleğen, bot. Euphorbia helioscopia.

warworn

s. savaştan yıpranmış, savaş yorgunu.

wary

s. ihtiyatlı, uyanık, açıkgöz. be wary of ...den sakınmak; dikkat etmek. warily z. uyanık olarak. wariness i. uyanıklık.

Alışveriş Sepetiniz

Sepetiniz henüz boş

Taksit seçeneklerini ödeme sayfamızda görebilirsiniz.

ALIŞVERİŞE DEVAM ET

HESABINIZA GİRİŞ YAPIN

Parolanızı mı unuttunuz?
ÜYE DEĞİLSENÜYE OL