NE ARAMIŞTINIZ?

İngilizce metin çeviri, özellikle orta seviyede İngilizce bilen kişiler için çok keyifli bir uğraştır. Öğrenim sürecinde, kişilerin kendi seviyelerine uygun İngilizce metinler üzerinde çeviri çalışması yapmaları, hatta bol bol okumaları çok faydalıdır. Örneğin, başlangıç seviyesindeki bir kişi, çocuk hikaye kitaplarıyla çalışmaya başlayabilir. Daha sonra, gençler için yazılan seriler okunabilir. Orta ve üstü seviyede olan kişiler ise, hem sanal ortamda, hem de yazılı formatta metin okuyabilir ve çeviri çalışmaları yapabilirler. Seviye biraz ilerledikten sonra ise, metin yazma denemeleri yapabilirsiniz.

İngilizce Türkçe Metin Çeviri

İngilizce - Türkçe metin çeviri, kişinin İngilizce’ye daha fazla hakim olmasına çok fayda sağlar. Metin çeviri denemesi yaparken, aranılan kelimeler ve anlatım dili, kişinin hem genel kültürünü geliştirir hem de yeni kelimeler öğrenmesine yardımcı olur.
 
Sitemizin bu bölümünde belli bir seviyeye ulaşmış kişilerin, konuşma becerilerine akıcılık getirme konusunda çok yararlı olan çeşitli çalışmalar yer almaktadır. Sitemizde yer alan konular çeşitli bilimsel çeviri veya aktüel konulardan seçilmiştir. Metin okuma ve çeviri yapma, hem konuşmanıza akıcılık kazandırır, hem de konuşma kalıplarının belleğinize yerleşmesini sağlar.
 
Sayfamızda incelemekte olduğunuz özet bilgiler  Limasollu Naci Öğretim Yayınları’nın   İngilizce eğitim seti  içeriklerinden alınmıştır.



Aşağıda ilk konumuz olan Serap nedir? adlı bir çalışmaya başlayalım.

What Is A Mirage? - Serap Nedir? 

Have you ever looked along a smooth road in hot weather and seen what appears to be a stretch of water where none exists? This is a mirage. It is caused by the air being heated in such a way that hot layers of air lie under cold layers. The cold air is thicker than the hot air and this causes light passing trough the layers to be bent. This bending gives the illusion of water, or even sends a picture of the scene many miles away.
Mirages often occur in the desert. Lakes are seen where there is really nothing but sand. And sometimes images of towns and palm trees appear and taunt the thirsty traveller. The same thing happens at sea, when ghostly ships are seen floating in the sky.
It is easy to tell a mirage from the real thing, however, because the objects in it are all upside down. This is caused by the way the rays of light are bent.

 

Hiç sıcak bir havada düz bir yol boyunca baktınız ve var olmayan bir su birikintisi gördünüz mü? Bu bir seraptır. Bu soğuk hava tabakasının altında bulunan, sıcak hava tabakası nedeniyle meydana gelir. Soğuk hava, sıcak havadan, daha kalındır. Bu hava tabakaları içinden geçen ışığın kırılmasına neden olur. Bu kırılma, su hayalini verir, ya da manzaranın bir görüntüsünü kilometrelerce uzağa gönderir.
Seraplar, çoğunlukla çöllerde meydana gelir. Aslında kumdan başka hiç birşey bulunmayan yerlerde göller görünür. Ve bazen palmiyelerin ve kasabaların hayali görünür ve susamış gezginle alay eder. Havada yüzen hayalet gemiler göründüğünde, aynı şey denizde olur.
Bir serabı, gerçek bir şeyden ayırmak kolaydır, çünkü içindeki cisimlerin, hepsi başaşağıdır. Bu, güneş ışınlarının kırılması nedeniyledir. 

 

How Can Ice Burn You? - Buz Sizi Nasıl Yakar? 

The burning sensation you get when you touch something hot, say a hot poker, is caused by the effect of the heat on the nerve-endings in your fingers. These nerve endings flash a message to the brain, in the form of a stab of pain, that says something dangerous is happening to the fingers. The brain flashes a message back to tell the fingers to drop the poker.
In the same way you can get a burning sensation by holding your hand against a block of ice. It is not so severe as the pain caused by something hot, but is very similar in feeling, and is caused by the body’s heat being suddenly taken away from the nerve-endings. The burning feeling lingers on in both cases because the sensitive nerve-endings have been damaged by the sudden change in temperature.

 

Sıcak bir şeye, örneğin bir maşaya, dokunduğunuz zaman duyduğunuz yanma duygusunun nedeni, ısının parmaklarınızdaki sinir uçlarına yapmış olduğu etkidir. Bu sinir uçları beyne, bir süngü dürtmesi biçiminde bir mesaj göndererek, parmaklara tehlikeli birşey olduğunu bildirir. Beyin parmaklara, maşayı bırakmasını söyleyen bir mesajı gönderir.
Aynı şekilde bir buz kalıbını tutarak, bir yanma hissi duyabilirsiniz. Sıcak bir şeyin verdiği kadar şiddetli değil, fakat çok benzer bir duygudur ve vücut ısısının ansızın sinir uçlarından çekilmesinden kaynaklanmaktadır. Yanma hissi kolay kolay gitmez, çünkü duyarlı sinir uçları ani ısı değişikliğinden zarar görmüşlerdir. 

 

How does the sun affect our food? - Güneş Besinlerimizi Nasıl Etkiler?

We must eat regularly in order to stay alive. Our body transforms the food we eat into the energy which will make us active and help us to grow. All growing things need energy. And the largest source of energy is the sun. The plants and animals which form our food were themselves all helped to grow by the sunlight. After we have eaten them, they are changed into easily dissolved, nutritious substances inside our bodies. These are then transferred to innumerable cells and converted into energy. Then our bodies burn the energy as a stove burns fuel. In this roundabout way, the sun’s energy reaches our bodies.

 

Canlı kalabilmek için düzenli olarak yemeliyiz. Vücudumuz, yediğimiz besinleri, bizi hareket ettiren ve büyümemize yardım eden enerjiye dönüştürür. Tüm büyüyen şeylerin enerjiye ihtiyacı vardır. Ve en geniş enerji çeşidi güneştir. Besinlerimizi oluşturan bitki ve hayvanlar büyümek için güneşten yardım alırlar. Biz onları yedikten sonra değişerek vücudumuzun içinde kolayca eriyen, besleyici bir öz haline gelirler. Sonra bunlar sayılamıyacak kadar çok olan hücrelere gönderilirler ve enerjiye dönüşürler. Sonra vücudumuz bu enerjiyi, bir yakıtın sobada yanışı gibi yakar. Bu dolaylı yol ile güneş enerjisi vücudumuza ulaşır.

 

 

Where do they go in winter? - Kışın nereye giderler? 

You know that some birds fly away to the warm lands in autumn because our climate is too cold for them. But there are lots of small wild creatures who cannot escape from the frost and snow of winter. What happens to them?Many of them are still about, of course, even in the coldest weather. You sometimes see their footprints in the snow. Others hibernate, making themselves as warm as possible until spring comes.When the water in the ponds becomes too cold, it is time for frogs to hibernate. They burrow their way down into the mud at the bottom where it will always be a few degrees warmer, and stay till spring.
 

Bizim iklimimiz onlara çok soğuk geldiği için, bazı kuşların sonbaharda sıcak ülkelere gittiklerini bilirsiniz. Fakat kışın karından ve buzundan kaçamayan, birçok küçük yaratık vardır. Onlara ne olur?
Bunların birçokları, tabii ki en soğuk havalarda bile hâlâ etrafta dolaşırlar. Bazen karların üstünde, onların ayak izlerini görürsünüz. Bazıları ilkbahar gelinceye kadar kendilerini, mümkün olduğunca sıcak tutmak için kış uykusuna yatarlar.
Göllerdeki suların çok soğuk olduğu zaman, kurbağaların kış uykusuna yatma zamanıdır. Birkaç derece daha sıcak olan, dipteki çamuru oyarak, ilkbahara kadar onun içinde kalırlar.

 

What part does our food play? - Besinlerimiz ne rol oynar?

Food acts in our bodies as petrol does in a car. But petrol only makes a car go, does not mend a car or replace worn out parts. Food, on the other hand, not only gives us the energy to live and grow, it also provides substances to prevent illness, cure disease and keep our body temperature constant. Although different people all over the world eat different things, the same basic food substances are necessary to all if they are to stay healthy. These are: proteins, carbohydrates, fats and minerals. In addition, there are the vitamins. An Eskimos eats a differnt diet from an Arab, and an American’s meal is not at all like that of a Chinese. But all of them depend on they same basic food substances so that the differences are not so very great.

 

Besinler vücudumuzda, petrolün arabada oynadığı rolü oynar. Fakat petrol bir arabayı sadece yürütür, tamir edemez, ya da eskiyen parçalarını yenileyemez. Besinler bize sadece yaşamak ve büyümek için enerji vermekle kalmaz, diğer taraftan vücudumuzu hastalıklardan koruyucu, hastalıkları iyi edici ve vücut ısımızı sabit tutucu maddeleri de temin eder. Dünyanın her yerindeki değişik insanlar, değişik besinler yemelerine rağmen, sağlıklı kalmaları için gerekli olan temel öz besinler aynıdır. Bunlar proteinler, karbonhidratlar, yağlar ve madenlerdir. İlave olarak vitaminler vardır. Bir Eskimo bir Arap’dan farklı yiyecekler yer ve bir Amerika’lı ile Çinli’nin yemeği birbirine hiç benzemez. Fakat onların hepsi aynı temel besinlere dayandığı için, aradaki fark öyle pek büyük değildir.

 

One way street - Tek yönlü yol

An Italian was once visiting New York City. He wished to take a walk in order to see the city, but he was afraid that he would get lost because he did not know a word of English. Therefore, after leaving his hotel, he stopped at the first corner and carefully copied in his notebook the name of the street on which his hotel was located. Then he walked on. Finally, however, he got lost. Some hours later he arrived at a police-station. After a good deal of confused conversation, an interpreter was called. The Italian explained to the interpreter that, although he didn’t konw the name of his hotel, he did know the street on which it was located. He then showed the interpreter what he had copied in his note book. The words which he had so carefully copied were “One Way Street”.
 

Bir gün bir İtalyan New York’u gezmeye gitmişti. Şehri görmek için yürüyüş yapmak istiyordu, fakat bir kelime İngilizce bilmediği için kaybolacağından korkuyordu. Bu sebepten, otelden çıktıktan sonra ilk köşede durdu ve otelinin bulunduğu sokağın ismini defterine dikkatlice not etti. Sonra yürümeğe devam etti. En sonunda kayboldu. Birkaç saat sonra bir polis karakoluna vardı. Birçok karışık konuşmadan sonra, bir tercüman çağrıldı. İtalyan, her nekadar otelinin ismini bilmiyorsa da bulunduğu sokağın ismini bildiğini tercümana izah etti. Ondan sonra tercümana defterine yazdığını gösterdi. O kadar dikkatle kopya ettiği kelimeler “Tek Yönlü Yol”du.

 

 

What are fossils? - Fosiller nelerdir? 

Sometimes we find the remains of plants and animals which lived millions of years ago and have since turned to stone. These remains are called fossils. When the animal died, long, long ago, by drowning, for instance, its body sank to the bottom of the water and gradually layers of sand or silt were deposited over it. Over a period of thousands of years, the silt turned to stone and so did the remains of the animal which were preserved in it. In this way the fossils of many animals and plants were formed. These fossils can tell us a great deal about life on earth many millions of years ago. There are even some fossils that we burn in our homes to keep warm. These are, of course, in the form of coal. Millions of years ago, whole forests sank down, were covered and slowly petrified. These ancient-tree-trunks are now coal. Among the coal that is found in coal-mines, there are often numerous animal fossils as well.
 


Kimi zaman biz, milyonlarca yıl önce yaşamış olan bitki ve hayvanların taşa dönüşmüş olan kalıntılarını buluruz. Bu kalıntılara fosil adı verilir. Uzun yıllar önce, örneğin boğularak ölen bir hayvanın cesedi suyun dibine batar ve kum ve çamur yığınları taşa dönüşürken, içinde saklanan hayvan kalıntısı da taşa dönüşür. Bu şekilde birçok hayvan ve bitki fosili meydana gelmiştir. Bu fosiller bize yer yüzünde milyonlarca yıl önceki hayat hakkında çok şey anlatırlar. Hatta evlerimizi ısıtmak için yaktığımız bazı fosiller vardır. Kuşkusuz bunlar kömür şeklindedir. Milyonlarca yıl önce bütün ormanlar yere gömülmüş ve yavaş yavaş taşlaşmışlar. Bu eski ağaç gövdeleri şimdi kömürdür. Kömür madenlerinde bulunan kömürlerin arasında genellikle pek çok hayvan fosilleri de vardır.

 

 

Three men and a train- Üç adam ve bir tren

Three men stood drinking at a bar near a railway station. They were waiting for a train and had asked the railway porter to inform them when the train arrived. A short time later the porter appeared in the door way of the bar to tell them that the train was just coming in.
“Ah!” said the men. “We have time for just one more drink.” They all took another drink and ran out, but they missed the train.
Again they went back to the bar to wait for the next train. They continued drinking. An hour later the second train arrived and the same thing happened. They missed the train again in the same way.
Two hours later the porter appeared to say that the third and last train was just coming in. Again the men waited long enough to have one more drink, and then they all ran out. Two of the men, being tall men, could run fairly fast. They caught the train. But the third man, who was little, missed the train again. Very slowly, he walked back to the bar and began drinking again.
“By the way,” the barkeeper said to him after a while, “what town are your two friends going to?”
“I don’t know where they’re going,” the little man said. “They just came down to the station to see me off.”

 

Üç adam bir tren istasyonunun yanındaki barda içki içmekteydiler. Bir tren bekliyorlardı ve istasyondaki, hammala tren geldiği zaman onlara haber vermesini söylediler. Kısa bir süre sonra, hammal, trenin tam o anda geldiğini söylemek için barın kapısında göründü.
Adamlar “Ah” dediler. “Tam birer tane daha içmek için vaktimiz var.” Hepsi birer içki daha içip dışarı koştular, fakat treni kaçırdılar.
Sonraki treni beklemek için tekrar bara geri döndüler. İçki içmeye devam ettiler. Bir saat sonra ikinci tren geldi ve aynı şey oldu. Aynı biçimde treni gene kaçırdılar.
İki saat sonra, hammal üçüncü ve son trenin gelmekte olduğunu söylemek için göründü. Adamlar tekrar birer içki daha içmek için beklediler ve tekrar hepsi dışarıya koştular. Adamların ikisi, uzun boyluydular, oldukça hızlı koşabildiler. Trene yetiştiler. Fakat, kısa boylu olan üçüncü adam, gene treni kaçırdı. Yavaş yavaş bara döndü ve tekrar içmeye başladı.
Bir süre sonra barcı “Aklıma gelmişken” dedi. “Sizin iki arkadaşınız hangi şehire gidiyorlar?”
Kısa boylu adam “Onların nereye gittiklerini bilmiyorum.” dedi. “Onlar istasyona sadece beni geçirmek için gelmişlerdi.”

 

 

How does a person speak? - Bir insan nasıl konuşur?

Many parts of our body go into the making of the sounds which we utter and the words which we say to one another. Speech starts when the diaphram squeezes air out of our lungs and into the windpipe. At the top end of the windpipe is the larynx, or ‘Adam’s apple’-that is the hard bit you can feel at the front of your neck. Inside the larynx are the vocal cords, two bands of elastic tissue like a strings of a violin. As the air passes over these cords, they vibrate to produce sound.
Sound is turned into words when it reaches the mouth, by movments of the tongue and lips.

 

Vücudumuzun birçok bölümleri, çıkardığımız seslerin ve birbirimize söylediğimiz kelimelerin yapımına katkıda bulunurlar. Diyafram havayı ciğerlerimizden nefes borusuna ittiği zaman konuşma başlar. Nefes borusunun üst ucunda, boynunuzun önünde sert bir kısım olarak hissedeceğiniz gırtlak - ya da Adem elması - vardır. Gırtlağın içinde ses telleri vardır. Bunlar yumuşak dokudan yapılmış, keman teli gibi, iki şerittir. Hava bu tellerin üzerinden geçerken, bunlar titreşerek sesi meydana getirirler.
Ses ağıza vardığı zaman dil ve dudakların hareketiyle kelimelere dönüşür.

 

 

Faydalı olabilecek diğer bazı konu başlıklarımız

Yorum Yazabilirsiniz

Lütfen değerlendirmenizi yapınız!

Alışveriş Sepetiniz

Sepetiniz henüz boş
ALIŞVERİŞE DEVAM ET

HESABINIZA GİRİŞ YAPIN

Parolanızı mı unuttunuz?
ÜYE DEĞİLSENÜYE OL