Kelepir Araba

The bargain car

İngilizce hikayeler bölümümüzün bu sayfasında,  George bir kelepir araba satın alıyor
 
 ingilizce hikayeler | kelepir araba - the bargain car
 
 
George:    Hey Mildred! Come and have a look at my new car.
George:    Hey Mildred! Gel ve yeni arabama bak.
    
Mildred:     It’s not another good bargain is it?
Mildred:    Yine bir kelepir, değil mi?

George:    Hey!Just look at it . A real old Morris traveller. I bought it this morning.
George:    Hey! Sadece bir bak. Gerçek eski bir Morris Traveller araba. Onu bu sabah satın aldım.

Mildred:    Where did you get it? The local car museum?
Mildred:    Nereden aldın? Yöresel araba müzesinden mi?

George:    No, I bought it from Joe Fastbuck’s Garage. Joe told me it was a real
George:    Hayır, Joe Fastbuck’un garajından. Joe bana onun gerçekten kelepir olduğunu söyledi

Mildred:    I bet he did! How much did you pay for it?
Mildred:    Bahse girerim ki söylemiştir! Onun için ne kadar ödedin?

George:    Only £ 50.
George:    Sadece 50 pound.

Mildred:    £ 50! It doesn’t look worth more than £ 10!
Mildred:    50 pound! 10 pound’tan fazla değerli göstermiyor!

George:    Oh, but he assured me it’s in very good condition.
George:    Oh, o, çok iyi durumda olduğuna dair bana teminat verdi.

Mildred:    And you believed him! What year was it made? There’s no numberplate!
Mildred:    Ve sen ona inandın! Hangi yıl yapılmış? Hiç plaka yok!

George:    He gave me some spare numberplates at no extra cost, I’m going to put one on the back.
George:    Bana parasız yedek plakalar verdi. Bir tanesini arkaya koyacağım.

Mildred:    But how do you know which is the right numberplate?
Mildred:    Fakat hangisinin doğru plaka olduğunu nasıl biliyorsun?

George:    Well he couldn’t find the car log book, the car’s number’s in it. So I’ll just have to put one of these on.
George:    Araba plakalarının olduğu kayıt defterini bulamadı. Bu yüzden onlardan birini koymam gerekecek.

Mildred:    What’s that under the door?
Mildred:    Kapının altındaki nedir?

George:    Oh, that’s brown paint!
George:    Oh, o sadece kahverengi bir boya!

Mildred:    It’s not! It’s rust this car’s falling to bits! George, you’ve been tricked!
Mildred:    Hayır değil! O pastır, bu araba parçalara ayrılıyor! George sen aldatıldın

George:      No, wait till you see her go, she’s a beauty! Wait a minute. I’ll just put the numberplate on. Right in you get,Mildred, we’re ready to go!
George:    Hayır, bir de sen onun yürümesini  gör, güzellik örneği! Bir dakika bekle. Plakayı takacağım. Tamam bin, Mildred, gitmeye hazırız.

Mildred:    My God, look at the door, it’s been tied on with string! And where do you start the engine? There’s no key!
Mildred:    Sanrım kapıya bak, iple bağlanmış. Ve motoru nasıl çalıştıracaksın? Anahtar yok!

George:    There’s no key. See those two wires? You touch them together like this, aaaaaaagh! I just got an electric shock!
George:    Anahtar yokmuş. Bu iki teli görüyor musun? Bunları birbirine böyle bağlarsın aaaaaaahh! Elektriğe kapıldım!

Mildred:    That’s not the only shock you’ll get if you take this piece of rubbish on the road.
Mildred:    Bu hurdayı yola çıkarırsan, bu kapılacağın ilk şok olmayacak.

George:    Here we go, handbrake off, into first gear, up with the clutch.
George:    İşte gidiyoruz. El frenini bırak, birinci vitese al, debriyajı kaldır.

Mildred:    I’m saying my prayers. I just hope the police don’t see us or we’ll be in real trouble!
Mildred:    Dualarımı okuyorum. Ümit ederim ki, polis bizi görmez, tam anlamıyla dert içinde olacağız!

George:    Don’t worry! We’ll go for a quiet drive down this little private road here.
George:    Endişelenme! Bu özel yoldan aşağıya sessizce gideceğiz.

Mildred:    I hope none of our neighbours see us in this old thing. It’s embarrassing.How many miles has the car done, George?
Mildred:    Umarım, komşularımızdan hiçbiri bizi bu eski şeyin içinde görmez. Utanıyorum. Bu araba kaç mil yapmış, George?

George:    Only 12.000.
George:    Sadece 12.000.

Mildred:    12.000! You’ve got to be joking, George!
Mildred:    12.000! Şaka yapıyor olmalısın, George!

George:    I’m not. Look at the numbers on the speedometer. See? It only says, 12.000 miles!
George:    Hayır yapmıyorum. Kilometre saatindeki numaralara bak. Görüyor musun? Sadece 12.000 mil diyor.

Mildred:    George! My dear old George, don’t you know that all secondhand car salesmen change the numbers on the car’s mileometers.
Mildred:    George! Benim sevgili eski George’um, bütün eski araba satıcılarının kilometre saatindeki numaraları değiştirdiğini bilmiyor musun?

George:      Why?
George:    Neden?

Mildred:    To make people like you think the car’s newer than they really are!
Mildred:    Senin gibi insanları, arabaların olduklarından yeni gözüktüklerine inandırmak için.

George:    Oh, you think so, Mildred? How many miles do you think this car has done then?
George:    Öyle mi zannediyorsun Mildred? Peki, bu arabanın kaç mil yaptığını düşünüyorsun?

Mildred:    I don’t know, probably nearly a million, judging by its terrible condition. Christ! Look out! We’re heading straight for that brick wall!
Mildred:    Bilmiyorum, arabanın berbat durumuna bakarsan belki de bir milyondur. Dikkat et! Duvara çarpıyoruz!

George:    I can’t do anything! The steering wheel’s broken! The car’s out of control! It’s going to crash!
George:    Hiçbir şey yapamam! Direksiyon kırıldı! Araba kontrol dışında! Çarpacak!

Mildred:    Put the handbrake on quickly! Switch the engine off!
Mildred:    El frenini çek! Motoru durdur!

George:    Oh, my God the handbrake’s come off in my hand! We’ve got no handbrake! Are you all right Mildred?
George:    Oh, Tanrım, el freni çıktı, elimde kaldı! Frenimiz yok! İyi misin Mildred?

Mildred:    I suppose so! We’ve lucky to be alive! What about you George?
Mildred:    Zannederim! Yaşadığımız için şanslıyız. Sen nasılsın George?

George:    No bones broken! I feel a bit shaky. I’d better go and telephone the garage for the breakdown truck.
George:    Hiçbir kemik kırık değil! Biraz sersemlemiş hissediyorum. Garaja kurtarma kamyonu için telefon etsem iyi olur.

Mildred:    No, why don’t you get the dustbin lorry to come and take this rubbish heap away? We’ll be better off without it!
Mildred:    Hayır, neden bir çöp kamyonu getirip bu çöpü attırmıyorsun? Bu olmadan daha iyi oluruz!

George:    Hello, Mildred, I just telephoned the garage.
George:    Merhaba Mildred, garaja demin telefon ettim.

Mildred:    Did they say they’d take it away?
Mildred:    Alacaklarını söylediler mi?

George:    Yes, Joe Fastbuck said if I gave him £ 10 he’d take it to the rubbish dump.
George:    Evet, Joe Fastbuck eğer 10 pound verirsem onu araba çöplüğüne götüreceğini  söyledi.

Mildred:    I’m not surprised! That’s where it should’ve been a long time ago!
Mildred:    Şaşırmadım! Onun uzun zaman önce oraya gitmiş olması gerekirdi!

 

Yorum Yazabilirsiniz

Lütfen değerlendirmenizi yapınız!

Alışveriş Sepetiniz

Sepetiniz henüz boş
ALIŞVERİŞE DEVAM ET

HESABINIZA GİRİŞ YAPIN

Parolanızı mı unuttunuz?
ÜYE DEĞİLSENÜYE OL