NE ARAMIŞTINIZ?

İngilizce Zarflar (Adverbs)

İçerikler

İngilizcede Zarfların Önemi Nedir?

İngilizce gramer bölümümüzün bu sayfasında İngilizce zarflar  adverbs konusunu göreceğiz. İngilizce zarflar Adverbs cümledeki fiilleri etkileyen kelimelerdir.  Bir cümlede bir zarf, ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, o cümledeki fiili etkiler. Eğer bir zarf etkilemesi istenilen fiilin hemen yanında kullanılırsa, o zarf, o fiili doğrudan doğruya etkiler.

İngilizcede Zarflar Cümlede Nasıl Kullanılırlar?

Bir zarf cümlede en hareketli kelimedir. Yani cümlenin her yerinde kullanılabilir. Ancak hangi kelimenin öncesinde kullanılmışsa önce o kelimeyi etkiler. Fakat eninde sonunda etkileme işi fiile ulaşır. 
 

İngilizcede zarfların cümledeki yerini only - (yalnızca, sadece) zarfı ile bir örnek yaparak görelim.

Only - Yalnızca, Sadece

Örnek Cümle:

I eat apples in this room on Saturdays.  
Ben bu odada Cumartesi günleri elma yerim.    Cümlesinde only zarfı değişik yerlerde kullanılabilir.

İlk önce öznenin başına getirilirse;

Only I eat apples in this room on Saturdays.
Cumartesi günleri bu odada sadece ben elma yerim şeklindedir.      Bu cümlenin Türkçesi bir tek şekilde doğrudur. (Yani başkası yemez, sadece ben yerim.)

only zarfı fiilden önce kullanılırsa; 

I only eat apples in this room on Saturdays.  
Cumartesi günleri bu odada ben elmayı sadece yerim.      Yani ben elmaları başka birşey yapmam. (Top gibi oynamam, pişirmem, satmam sadece yerim.)


only zarfı direct object (nesne) olan apples’dan önce kullanılırsa;  

I eat only apples in this room on Saturdays.
Ben bu odada Cumartesi günleri sadece elma yerim.      Ayva, armut yemem, sadece elma yerim demektir.

only zarfı in this roomdan önce kullanılırsa; 

I eat apples only in this room on Saturdays.
Ben Cumartesi günleri sadece bu odada elma yerim.      Başka bir odada değil sadece bu odada yerim demektir.


only zarfı on Saturdaysden önce kullanılırsa; 

I eat apples in this room only on Saturdays.
Ben bu odada elmayı sadece Cumartesi günleri yerim. Salı, Perşembe günleri yemem, sadece Cumartesi günleri yerim demektir.

 

Hatırlatma: Sayfamızda incelemekte olduğunuz  İngilizce gramer konusu Limasollu Naci Öğretim Yayınları’nın   İngilizce eğitim seti   içeriklerinden alınmış bulunmaktadır. 

Şimdi İngilizcedeki diğer zarfları görelim ve onlarla çok çeşitli örnek cümleler yapalım.

Somewhere -  Bir yer

Bu zarf aynı zamanda some gibi kullanılır. 

I saw your bag somewhere. 
Çantanızı bir yerde gördüm.

I left my bag somewhere. 
Çantamı bir yerde bıraktım.

Anywhere - Herhangi bir yer

Any gibi kullanılır.

Did you see my bag anywhere? 
Çantamı herhangi bir yerde gördünüz mü?

Nowhere -  Hiçbir yer

Genellikle kısa cevaplarda kullanılır.

Where are you going? 
Nereye gidiyorsunuz?

Nowhere. 
Hiçbir yere.

Enough - Yeterli

Bu zarf birlikte kullanıldığı sıfat veya zarftan sonra gelir.

She didn’t run quickly enough. 
O, yeteri kadar çabuk koşmadı.

The house isn’t big enough. 
Ev, yeteri kadar büyük değildir.

Faydalı olabilecek diğer bazı konu başlıklarımız

İngilizce Deyimler

Present Continuous Tense

İngilizce Alfabe

Fairly/Rather -  Az-çok, Oldukça

Her ikisi de aynı anlama gelirler. Fakat fairly zarfı daha çok hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile kullanıldığı halde rather zarfı hoşa gitmeyen sıfatlar ve zarflar ile kullanılır.  

This suitcase is fairly light, but that one is rather heavy. 
Bu bavul oldukça hafif, fakat şu epeyce ağır.

Tom is fairly industrious, but John is rather lazy. 
Tom oldukça çalışkandır, fakat John epeyce tembeldir.

Tom did fairly well in his exam, but John did rather badly.
Sınavda Tom epeyce iyi yaptı, fakat John’un sınavı oldukça kötü geçti.

Rather bazen hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile de kullanılabilir. Fakat o zaman anlamı değişir. Very kelimesi ile aynı anlama gelir.

She is rather pretty. 
O, çok güzeldir.

That boy is rather clever. 
Şu çocuk pek akıllıdır.

Rather would yardımcı fiili ile birlikte kullanıldığı zaman tercih etmek anlamına gelir.

I would rather go out than stay here.
Burada kalmaktansa, dışarı çıksam daha iyi olur. 

Quite - Tam, Oldukça

Birlikte kullanıldığı sıfata göre değişik iki anlam taşıyor.

1)  bütünlük ve tam olma anlamına gelir. 

The glass is quite full. 
Bardak tamamen doludur.

The glass is quite empty. 
Bardak tamamen boştur.

2) oldukça anlamına gelir.

He is quite a good player. 
O, oldukça iyi bir oyuncudur.

That cheese is quite good. 
Şu peynir oldukça iyidir. 

Too - De, Da, Gereğinden fazla

Bu zarf da iki anlam taşır.

1) Also gibi de, da anlamına gelir.  

Ayşe will go tomorrow, I will go too.
Ayşe yarın gidecek. Ben de gideceğim.

I play the piano and sing too. 
Ben piyano çalarım ve şarkı da söylerim.

2) Gereğinden fazla anlamına gelir.

This shirt is too big for me. 
Bu gömlek benim için çok büyüktür.

These shoes are too small for you. 
Bu ayakkabılar sizin çok küçüktür.

To used to - Önceden, Eskiden

Bu çatı eskiden yapılmakta olan fakat artık yapılmayan bir şeyi anlatmak için kullanılır.

I used to play football when I was young. 
Ben gençken futbol oynardım.

Bu cümle aynı zamanda Fakat şimdi oynamıyorum anlamına gelmektedir.

They used to live in Ankara. 
Onlar Ankara’da otururlardı.

We used to walk to school together everyday. 
Biz hergün okula beraber yürürdük.

She used to visit us every summer. 
O, bizi her yaz ziyaret ederdi.

Her hair used to be black when she was young. 
Onun saçları gençken siyahtı.

Şekli bakımından çok benzediği için to used to çatısı ile karıştırılmaması gereken başka bir idiomatic çatı

To be used to  -   Alışık olmak

I am used to going to bed early. 
Ben erken yatmaya alışıkım.

He is used to wearing glasses. 
O, gözlük takmaya alışıktır.

He is used to playing tennis with Ali. 
O, Ali ile tenis oynamaya alışıktır.

They are used to bad weather. 
Onlar kötü havaya alışıktırlar.

Olumsuz şekli,
 
I am not used to going to bed early. 
Ben erken yatmaya alışık değilim.

He is not used to cleaning the house. 
O, evi temizlemeye alışık değildir.

They are not used to sleeping outdoors. 
Onlar dışarda uyumaya alışık değildirler.

I am not used to wearing sweaters. 
Ben kazak giymeye alışık değilim.
 
Soru şekli,

Are you used to living in istanbul? 
İstanbul’da yaşamaya alışık mısın?

Are they used to coming home late? 
Onlar eve geç gelmeye alışık değil midir?

Isn’t he used to wearing a tie? 
O, kravat takmaya alışık değil midir?

Isn’t he used to living in a big city?
O, büyük şehirde yaşamaya alışık değil midir?

 

İngilizce Gramer konusunun diğer linklerini listede görebilirsiniz.
İngilizce Gramer

 

 

Faydalı olabilecek diğer bazı konu başlıklarımız

Future Tense

İngilizce Mektup

İngilizce Mevsimler

Limasollu Naci Eğitim Yayınları
Limasollu Naci Eğitim Yayınları
Limasollu Naci Eğitim Yayınları
Limasollu Naci Eğitim Yayınları
Limasollu Naci Eğitim Yayınları

Yorum Yazabilirsiniz

Lütfen değerlendirmenizi yapınız!

Alışveriş Sepetiniz

Sepetiniz henüz boş
ALIŞVERİŞE DEVAM ET

HESABINIZA GİRİŞ YAPIN

Parolanızı mı unuttunuz?
ÜYE DEĞİLSENÜYE OL