NE ARAMIŞTINIZ?

wit ne demek Türkçe anlamı

Türkçe İngilizce sözlükte arama yapmak için ise tıklayabilirsiniz.


A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W Y Z
Aranan Kelime: wit
Bulunan Sonuç: 29

wit

i. akıl, fikir, us; anlayış, zekâ; duygu; nükte, zarif söz; nükteci kimse; yaratıcılık. a nimble wit keskin zekâ. at one's wit's end çözüm yolu bulamayan, tamamen şaşırmış. drive one out of one's wits çileden çıkarmak, çıldırtmak. have veya keep one's wits about one paniğe kapılmamak, kendine hâkim olmak. live by ones wits açık gözlülükle geçimini sağlamak.

wit

f., (wist, witting) (eski) (geniş zaman I wot, thou wost, he wot, we, you, they witen) bilmek, öğrenmek. to wit yani, demek ki.

witch

i., f. sihirbaz kadın, büyücü kadın; cadı, acuze, kocakarı; büyüleyici güzellikte kadın; yaramaz kız; f. büyülemek, meftun etmek; büyü yapmak. witch doctor büyücü doktor. witch hazel Amerika'da yetişen ve güzün sarı çiçekler açan bir çalı, bot. Hama melis. virginiana; bu çalının kabuk ve yapraklarından yapılan merhem veya kokulu ispirto. witch hunt k.dili. düzene baş kaldıranları sindirme avı.

witchcraft

i. büyü, sihir, afsun; büyücülük, bakıcılık.

witchery

i. sihir, büyü; cazibe.

witchgrass

i. ayrıkotu, bot. Triticum repens.

witching

i., s. sihir, büyü, füsun; büyücülük; s. büyüleyici, teshir edici, füsunkâr; büyüye elverişli. witchingly z. büyüleyici bir şekilde.

witenagemot

i. Anglosaksonlarda danışma kurulu.

with

(edat) ile; -den; -e; -e rağmen; ile beraber, ile birlikte. with it (argo) zamane; uyanık, canlı, modern. Leave the books with my mother Kitapları anneme bırak. I'm with you there ! O konuda seninle aynı fikirdeyim. With this, she slapped his face Hemen ardından yüzüne bir tokat aşketti. He can swim with the best of them Usta yüzücüler kadar iyi yüzebilir. What's with him? k.dili. Nesi var?

with-

(önek) karşı; geri.

with-it

s., (argo), bak. with it.

withal

z., (eski) bununla beraber, mamafih; ayrıca.

withdraw

f (-drew, -drawn) geri çekmek, geri almak, geri çağırmak; banka hesabından çekmek; çekilmek. withdrawing room içerideki oda. withdrawal, withdrawment i. çekilme; geri alma; davadan vaz geçme. with drawn s. çekilmiş; içine kapanık, çekingen.

withe

i., f. söğüt çubuğu, saz; sögüt çubuğundan yapılmış bağ; f. sazla bağlamak.

wither

f. solmak, kurumak; sararıp solmak; çürümek, zeval bulmak, bozulmak, kurutmak, soldurmak; çürütmek, bozmak; utandırmak, susturmak. withering s. solan; utandıran.

withers

i. atın iki kürek kemiği arasındaki yer.

withershins

bak. widdershins.

within

z., (edat), i. içeride, içeriden; dahilen, derunen ; zihnen; yürekten; evde; içinde, dahilinde; (edat) zarfında, içinde, sınırları içinde; i. iç. His heart sank within him. Bütün ümitleri kırıldı. He lives within his income. Gelirine uygun bir şekilde yaşar. The car skidded to within a meter of the baby before it stopped. Araba kayarak bebeğe bir metre kala durabildi.

withold

f. (-held, -holding) elinde tutmak, kendine saklamak, bırakmamak; kısıtlamak; vermemek.

without

(edat), z., i. -sız, -meyerek, -meden, -meksizin, hariç; dışında; z. dışarıda; i. dış. without fear korkusuz. without taxes vergiler hariç. without thinking düşünmeden, gayri ihtiyari. do without, go without -sız olmak; yetinmek. times without number defalarca.

withstand

f. (-stood, -standing) dayanmak, mukavemet etmek, karşı koymak.

withy

i., s. söğüt dalı; saz; s. sazdan yapılmış; dayanıklı ve esnek.

witless

s. akılsız, zekasız, kafasız. witlessly z. akılsızca, kafasızca. witlessness i. akılsızlık, kafasızlık.

witling

i. ukala.

witness

i., f. şahit, tanık; şehadet, şahitlik, tanıklık; delil, burhan, hüccet, tanıt; f. şehadet etmek, tanıklık etmek; görmek, gözü ile görmek, müşahade etmek, şahit olmak. witness box , witness stand tanık kürsüsü. Witness my hand and seal. İmzam ve mührüm buna şahittir(senet sonuna yazılır). bear witness tanıklık etmek. call to witness şahit tutmak, şehadete davet etmek.

witted

s. anlayışlı , zeki.

witticism

i. nükteli söz, şaka, espri.

witting

s. bilerek yapılmış, kasıtlı, maksatlı. wittingly z. bilerek, bile bile, kasten.

witty

s. zarif, nükteli, esprili, hazır cevap; zeki.wittily z. zekice; hazır cevaplıkla. wittiness i. zeka, espri kabiliyeti, hazır cevaplık.

Alışveriş Sepetiniz

Sepetiniz henüz boş
ALIŞVERİŞE DEVAM ET

HESABINIZA GİRİŞ YAPIN

Parolanızı mı unuttunuz?
ÜYE DEĞİLSENÜYE OL