NE ARAMIŞTINIZ?

over ne demek Türkçe anlamı

Türkçe İngilizce sözlükte arama yapmak için ise tıklayabilirsiniz.


A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W Y Z
Aranan Kelime: over
Bulunan Sonuç: 130

over

edat, z., s., i. üzerinde, üstünde; üzerine, üstüne; yukarısına; yukarısında; bütün (zaman); karşıdan karşıya, karşıya kasma, öbür tarafına; boyunca; z. yukarıda;karşı tarafa, karşı tarafta; fazla, artık;tama- men, baştan başa; tekrar, yine; s. bitmiş, son bulmuş; öbür taraftaki; üstteki, yukarıki; üstün; aşırı, fazla; i. artan şey, ek. over again bir daha. over against karşısına, karşısında. over and above -den fazla, -dan başka. over and over tekrar tekrar, üst üste, birbiri arkasından. over the barrel A.B.D., k.dili çaresiz durumda. over there orada, ta ötede. be over with bitmiş veya bitirmiş olmak. fall over düşmek, devrilmek. It's all over. Her şey bitti. make over üstüne devretmek. pay over money. para ödemek. play over tekrar çalmak veya oynamak. roll a stone over bir taşı yuvarlayıp tersine çevirmek. The water is running over. Su taşıyor. Run over to the neighbors. Bir koşu komşulara git. run over a man birini çiğnemek, adam ezmek (otomobil). talk over müzakere etmek. talk over the phone te- lefonla konuşmak. There are three left over. Üç tane kaldı. tip a boat over sandalı alabora etmek. turn over çevirmek, altüst etmek, devirmek; teslim etmek, havale etmek. win over taraftarlığını kazanmak.

over

önek üstün, üstünde; asağıya doğru; fazla, bütün bütün.

overachieve

f. beklenilenden daha başarılı olmak. overachiever i. (okulda) beklenilenden daha başarılı olan kimse.

overact

f. (rolu) abartmalı bir şekilde oynamak.

overall

s., i. baştan başa olan, bir uçtan bir uca olan; kapsayıcı, ayrıntılı; i., İng. iş tulumu.

overalls

i., A.B.D. iş tulumu; İng. sugeçirmez uzun tozluk.

overarch

f. üzerinde kemer meydana getirmek.

overawe

f. korkutup hareketten alıkoymak.

overbalance

f. tartıda ağır gelmek; ağır basmak; dengesini bozmak, devirmek; dengesini kaybetmek.

overbear

f. (-bore, -borne) çöktürmek; başatlanmak, zorbalık etmek; yenmek, üstün gelmek; ağır basmak: fazla ürün vermek.

overbearing

s. zorba tavırlı; küstah.

overbid

f. (-bade, -bidden, -bidding) açık artırmada başkalarından fazla fiyat vermek, gereğinden fazla fiyat artırmak; briç. deklarasyon yapmak.

overblow

f. üfleyip gidermek; (kum, kar ile) eserek kaplamak; (nefesli çalgıyı) asıl sesinden daha yukan sese çıkarmak.

overblown

s. abartmalı, şişirilmiş; tazeliğini kaybetmiş (çiçek).

overboard

z. gemiden denize. go overboard A.B.D., k.dili fazla tutkun olmak. Man overboard ! Yetişin ! Adam denize düştü.

overbold

s. fazla küstah.

overbook

f. bir uçak veya otelde mevcut yerlerden fazla rezervasyon kabul etmek.

overburden

f. taşıyabileceğinden fazla yük yüklemek; fazla sıkıntı vermek, fazla sorumluluk yüklemek.

overcall

f., briç. fazla deklarasyon yapmak.

overcareful

s. fazla dikkatli, çok titiz.

overcast

f. (-cast) s., i. karartmak; sürfle yapmak; s. bulutlarla kaplı; kasvetli; sürfle yapılmış; i. kaplama.

overcharge

f. fazla fiyat istemek; fazla yüklemek veya doldurmak.

overcharge

i. fazla yük; fazla fiyat.

overclouded

s. bulutlarla kaplı.

overcoat

i. palto.

overcome

f. (-came, -come) galip gelmek, alt etmek; yenmek, hakkından gelmek; gidermek, çaresini bulmak. be over come (with) etkilenmek.

overcompensate

f. fazlasıyle karşılamak.

overconfident

s. kendine fazla güvenen.

overcrowd

f. fazla kalabalık etmek.

overdevelop

f., foto. aşırı derecede develope etmek.

overdo

f. (-did, -done) fazla özenmek; gereğinden fazla pişirmek; fazla yorulmak.

overdose

i. belirli bir ölçüden fazla ilâç verme, dozu aşma; aşırı doz; kıs. O.D., o/d fazla esrar alma; fazla esrardan hasta olan veya ölen kimse.

overdraft

i. bankadaki hesap mevcudundan fazla para çekme; açık itibar.

overdraw

f. (-drew, -drawn) abartma ile söylemek; hesap mevcudundan fazla para çekmek.

overdrive

i. oto. otomatik dördüncü vites.

overdue

s. gecikmiş, vadesi geçmiş.

overeat

f. (-ate, -eaten) fazla yemek yemek, oburluk etmek.

overestimate

f. fazla tahmin etmek.

overexpose

f. gereğinden fazla teşhir etmek; foto filme fazla poz vermek.

overexposure

i. fazla poz verme; fazlaca teşhir etme.

overflow

f. taşmak; çok bol olmak.

overflow

i. taşma; taşkın şey; çok bol şey; akaç.

overflowing

s. pek bol; taşkın.

overgrow

f. birbirini örtecek derecede büyümek (fidan); fazla boy atmak.

overhand

s. yukarıdan aşağı inen (yumruk, raket darbesi); iğne ardı gibi dikilen.

overhang

f. (-hung) i. üzerine süslü şeyler asmak; sarkmak, üzerine sarkmak; i. çıkıntı; çıkıntı derecesi.

overhaul

f. gereken onarımı yapmak için elden geçirmek; kontrol etmek; arkasından yetişip önüne geçmek.

overhaul

i. kontrol; bakım ve tamir.

overhead

z. baştan yukarı, yukarıda, tepede, üstte, üst katta.

overhead

i., s. genel masraflar; s. baştan yukarıda olan, yukarıdan geçen; genel masraflarla ilgili.

overhear

f. (-heard) rastlantılı olarak işitmek, kulak misafiri olmak.

overinflated

s. şişirilmiş; fazla büyütülmüş, abartmalı.

overjoy

f. fazlasıyle sevindirmek.

overkill

i. düşmanın fazlasıyle üstesinden gelebilecek askeri olanak.

overladen

s. fazlasıyle yüklenmiş.

overland

s., z. kara yolu ile yapılan; z. karada, karadan.

overlap

f. (-ped, -ping) üst üste getirmek veya gelmek (yanyana duran iki şeyin kenarları); aşırmak, aşmak.

overlay

i. örten tabaka; kaplama; bir harita üzerine konan tamamlayıcı sayfa.

overlay

f. (-laid) kaplamak; üstüne yüklemek; matb. kâğıdın altını takviye etmek.

overload

f. fazla yüklemek veya doldurmak.

overload

i. fazla yük.

overlook

f. gözden kaçırmak, dikkate almamak; önem vermemek; yüksek bir yerden bakmak; muayene veya teftiş etmek.

overlook

i. bakış, yukarıdan seyretme; yüksek yer; gözden kaçırma.

overlord

i. tahakküm eden kimse; başkasından üstün kimse; derebeyi.

overly

z., A.B.D. fazla, aşırı derecede.

overmaster

f. boyun eğdirmek, hakkından gelmek, üstün çıkmak.

overmatch

f. üstün gelmek, yenmek.

overmuch

z. pek çok, gereğinden fazla.

overnight

z., s. gece esnasında, geceleyin, bir gece içinde, bir geceyi kapsayarak; dün gece; ani olarak, birdenbire; s. gece boyunca olan; bir gecelik.

overpass

i., f. üst geçit; üstten geçen yol; f. üstünden geçmek; geçmek, üstesinden gelmek; görmezlikten gelmek.

overpay

f. (-paid, -paying) fazla ödemek; değerinden fazla ödemek.

overpersuade

f. ağır basıp ikna etmek.

overplay

f. büyütmek, abartmak, mübalağa etmek; çok iyi oynamak. over play one's hand kendi olanaklarına fazla güvenmek.

overplus

i. fazlalık, artan şey, kalan miktar.

overpopulation

i. nüfusun yüzölçümü ve olanaklara göre fazla olması veya büyük bir hızla artması.

overpower

f. zararsız hale getirmek; cebir ve kuvvetle yenmek; çok tesir etmek.

overpowering

s. yıkıcı, kahredici; çok kuvvetli (sebep, koku, his).

overprice

f. fazla yüksek fiyat koymak.

overprint

f.,i. üstüne yeniden basmak; i. basılan düzeltme.

overprize

f. fazla değer vermek.

overproduce

f. piyasaya göre fazla imal etmek. overproduction i. piyasayı etkileyecek kadar fazla imalât.

overprotect

f. gereğinden fazla korumak.

overrate

f. fazla önem vermek, önemsemek.

overreach

f. yetişip geçmek; ötesine geçmek; aldatmak, dolandırmak yürürken art ayağının tırnağı ön ayağının ökçesine dokunmak (at).

override

f. (-rode, -ridden) tepelemek, ayak altında çiğnemek; önem vermemek, hakkını çiğnemek; fazla binerek yormak (at); tıb. (kemiğin kırık uçları) bir birine binmek.

overripe

s. fazla olgunlaşmış, geçkin, vakti geçmiş.

overrule

f. geçersiz kılmak, kararını iptal etmek; hükmünü geçirmek, etkili olmak.

overrun

f. (ran, run, running) üstüne yayılmak, kaplamak; istila etmek; üstünden geçmek; koşarak birini geçmek.

overseas

s. denizaşırı.

oversee

f. (saw, seen) idare etmek, seyretmek.

overseer

i. idareci, müfettiş; ustabaşı, kalfa.

oversell

f. (sold, selling) fazla satış yapmak; satılacak şeyi fazla övmek.

oversexed

s. cinsel istekle fazla ilgili.

overshade

f. gölge etmek, gölgelemek.

overshadow

f. kendi üstünlüğüyle gölgelemek, düşürmek, küçültmek.

overshoe

i. şoson, lastik.

overshoot

f. (shot) nişandan öteye atmak; geçmek; aşırılığa kaçmak.

overshotwheel

suyu üstten alan dolap.

oversight

i. yanlış, kusur; göze tim, idare.

oversize

s. fazla geniş, fazla büyük.

oversleep

f. (slept) fazla uyumak.; vaktinde uyanmadığı için (randevuyu) kaçırmak.

oversoul

i., gen. b.h. bütün ruhları birleştiren ve etkileyen evrensel ruh.

overspend

f. (spent) fazla masraf yapmak, bütçeyi aşmak.

overstate

f. mübalağa etmek, abartmak. overstatement i. mübalağalı söz, abartma.

overstay

f. haddinden fazla kalmak.

overstep

f. (ped, ping) geçmek, aşmak, haddini aşmak.

overstrung

s. çok sinirli; müz. üst üste gerilmiş.

overstuffed

s. fazla dolu; içi doldurularak kaplanmış (ev eşyası).

oversubscribe

f. gereken veya olandan fazlasını taahhüt etmek.

oversupply

i., f. fazlalık; f. fazla tedarik etmek.

overt

s. açık olarak yapılan, açıktan açığa olan; huk. kasten yapılan. overtly z. açık şekilde, göz önünde.

overtake

f. (took, taken) yetişmek; birden karşısma çıkmak.

overtax

f. ağır vergi koymak; dayanabileceğinden fazla iş yüklemek.

overthrow

f. (threw, thrown) yıkmak, düşürmek, yere vurmak; bozmak, yenmek; harap etmek.

overthrow

i. yıkma, devirme.

overtime

i., s. iş saatlerinden fazla çalışma süresi; s. iş saatlerinden sonraki çalışmalara ait.

overtone

i., müz. armonik seslerden biri; boyalı bir yüzeyin yansıttığı ışığın rengi; ima edilen fikir.

overtop

f. (-ped, -ping) tepesini aşmak; üstün olmak, üstün gelmek.

overtower

f. bir şeyin üzerinde yükselmek, daha yüksek olmak.

overtrick

i., (briç) fazla kazanılan el.

overture

i. önerme; müz. uvertür.

overturn

f. devirmek, altüst etmek, bozmak.

overturn

i. devirme, altüst etme.

overweening

s. kendinden fazla emin, gururlu, kibirli.

overweight

i., s., f. tartıda fazla gelen miktar, fazla ağırlık: şişmanlık; şişman: f. fazla yüklemek.

overwhelm

f. basmak; etkilemek, bunaltmak; garketmek, boğmak; başından aşmak.

overwhelming

s. çok kuvvetli, karşı konulamaz; bunaltıcı.

overwork

f. kuvvetinden fazla çalıştırmak veya çalışmak.

overwrite

f. (wrote, written) fazla ince bir üslupla yazmak; fazla uzun yazmak; bir yazı üzerinde düzeltme yapmak.

overwrought

s. fazla işlemeli; sinirleri bozuk; aşırı heyecanlı

Alışveriş Sepetiniz

Sepetiniz henüz boş
ALIŞVERİŞE DEVAM ET

HESABINIZA GİRİŞ YAPIN

Parolanızı mı unuttunuz?
ÜYE DEĞİLSENÜYE OL