NE ARAMIŞTINIZ?

fan ne demek Türkçe anlamı

Türkçe İngilizce sözlükte arama yapmak için ise tıklayabilirsiniz.


A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W Y Z
Aranan Kelime: fan
Bulunan Sonuç: 22

fan

(f). (ned, ning) hava vermek, yelpazelemek; savurmak; esmek, serinletmek;rüzgârın önüne katılmış gibi yavaş yavaş hareket etmek; yelpaze gibi açılmak; (beysbol) vuruş olmadığı için oyunu kaybetmek. fanthe flames kışkırtmak, tahrik etmek, körüklemek.

fan

(i)., (h. dili) hayran veya düşkün kimse,meraklı kimse. sport fan spor tiryakisi .movie fan sinema meraklısı.

fan

(i). yelpaze; pervane, pervane kanadı;vantilatör; yelpaze şeklindeki herhangi bir şey,yeldeğirmeninin iri kanatlarını rüzgâr yönünde tutmaya mahsus arka kanat. fanlight (i)., (mim.) kapı üstündeki açık yelpaze şeklinde pencere fantail (i). yelpaze kuyruklu kuş; böyle kuyruğu olan güvercin; yelpaze kuyruklu akvaryum balığı; geminin kıçı. fan tracery yelpaze şeklîndeki kemer süsü. fan vaulting yelpaze şeklîndeki kemer. electric fan vantilator. exhaust fan aspirator.

fanatic

(s)., (i). aşırı derecede bir parti veya din meraklısı; mutaassıp; müfrit, aşırı,öIçüsüz; (i). aşırı fikirleri olan kimse. fanaticals aşırı, müfrit, ölçüsüz olarak. fanatically (z). aşırı bir bağlılıkla, sabit fikirle; tutuculukla,taassupla. fanaticize (f). tutuculuğa sevk etmek. fanaticism (i). tutuculuk, taassup, aşırılık.

fancied

(s). hayal mahsulü olan, muhayyel.

fancier

(i). merak sahibi; meraklı.

fanciful

(s). gerçekten uzak, kaprisli,hayalperest, hayal peşinde koşan. fancifully(z). hayal mahsulü olarak. fancifulness (i). hayale dayanma.

fancy

(i)., (s). hayal, düş, imge; merak,kuruntu; kapris; meyil, sevgi; zevk; zihinde yaratılan bir kavram, mefhum; (s). fantazi, süslü; hayale dayanan, keyfi; yüksek kaliteli (meyve); ifrat derecesinde. fancy dress fantazi elbise, karnaval kıyafeti. fancy dress ball maskeli balo, kıyafet balosu. fancyfree (s). aşığı olmayan. fancy woman fahişe. fancy work(i). el işi, işleme. catch the fancy of hoşuna gitmek, beğenilmek. take a fancy to beğenmek, sevmek, meyletmek.

fancy

(f). hayal etmek, tasavvur etmek,kurmak; beğenmek, sevmek; zannetmek, tahmin etmek, neslini ıslah etmek için hayvan yetiştirmek. Fancy ! Fancy that ! Takdir sizindir! Acaba! Yok canım!

fandango

(i). (çoğ. - gos) hareketli bir İspanyol dansı, bu dansın müziği.

fane

(i). mabet, küçük mabet.

fanfare

(i)., (müz). nefesli çalgıların hep birden çaldıkları coşkun parça; fanfar.

fanfaronade

(i). övünme, atma, farfaralık.

fang

(i). hayvanın azı dişi; yılanın zehirli dişi; dişin kökü; pençe. fanged (s). dişli, azılı. fangless (s). dişsiz (hayvan).

fanny

(i)., (A.B.D)., (k).dili but, kaba et.

fantan

(i). Çin'e mahsus ve parayla oynanan bir kâğıt oyunu; bir çeşit kâğıt oyunu.

fantasia

(i)., (müz). fantezi.

fantasm

(bak). phantasm.

fantast

(i). hayalperest, hayal peşinde koşan kimse, garip fikirleri veya üslubu olan kimse.

fantastic

(s)., (i). garip, tuhaf, acayip; mantıksız; hayali, gerçekten uzak; kaprisli, hayalperest; (i). hayali ve garip fikirleri olan kimse; sÜs düşkünü. fantastical (s). hayali;fantezi seven. fantastically (z). aşırı derecede;acayip bir şekilde.

fantasy, phantasy

(i). hayal, fantezi,kapris; hülya, kuruntu, garip fikir, garabet; (müz). fantezi.

fantoccini

(i)., (çoğ). kukla oyunundaki bebekler; kukla oyunu.

Alışveriş Sepetiniz

Sepetiniz henüz boş

Taksit seçeneklerini ödeme sayfamızda görebilirsiniz.

ALIŞVERİŞE DEVAM ET

HESABINIZA GİRİŞ YAPIN

Parolanızı mı unuttunuz?
ÜYE DEĞİLSENÜYE OL