• sepet
  • (0212) 230 89 09


    Telefonumuz C.tesi ve Pazar da açıktır.

    Arı Nüfusu Sıkıntıda


    İngilizce Türkçe çeviri bölümümüzde Bee population is in trouble,  Arı nüfusu sıkıntıda isimli bir İngilizce Türkçe çeviri çalışmasını inceleyebilirsiniz.

    Çeviri Tarihi:14.12.2016

    Bee population is in trouble

    The United Kingdom’s bee population is in trouble, having nearly halved over the last 25 years. “Bee the Change”, a social enterprise based in Bristol, is working to tackle the decline with a combination mentoring and educational courses for all ages

    Can you tell us about “Bee The Change”?
    “Bee the Change” is a social enterprise based in Bristol whose aim is to tackle the current pollination crisis by reshaping what we think of as ‘beekeeping’. We are setting up communally-run beehives around the city in order to connect people with nature by teaching them how to live sustainably. We also work to increase the forage and habitat for wild pollinators by increasing edible food in public spaces. Alongside these activities, we host talks and workshops as well as running school lessons, setting up bee hotels and managing the adoption of beehives.
     
    Why did you set up “Bee The Change”? Was it something you always wanted to do? What’s your professional background?
    I’ve never really been able to think of anything more important in life then protecting the natural world. For this reason, I went off to Brighton to study biology at the University of Sussex in order to try to figure out how our planet worked and the best way to protect it. While in my second year, I literally stumbled across a bunch of beehives. It turned out that our university had just hired the only professor of beekeeping in the whole country! From that time onwards, I spent my time researching honeybees. Once graduated, I went off to Bristol to pursue a career in wildlife documentary-making. My experience, however, showed me that this kind of career lacked integrity.
    “I believe that sustainable beekeeping is the key to reversing the pollinator decline.”


    What could happen if we don’t act to save the bees?
    Life would be pretty grim without bees. Of the 100 crops which feed 90 percent of the world, bees pollinate 70 percent of them. For example, our supermarkets would have half of the food they currently have. There would also be a lot of businesses going bankrupt, such as small and large scale beekeepers or companies that use beeswax and honey in cosmetics.

    You’ve been recently awarded funding by the Winston Churchill Trust to explore and research beekeeping techniques. Do you know which techniques you’ll be investigating?
    There are two arms of the bee crisis – the decline in vitality of ‘wild’ bees (solitary bees, bumblebees and ‘wild’ honeybees) and the decline of managed honeybee colonies. Both bees suffer the same environmental conditions: insecticides, lack of flowers and pests. Conventional beekeeping today reflects the notion that nature needs to be controlled. Conversely, more bee-centric beekeepers allow bees to exist and function as nature intended. I believe that sustainable beekeeping is the key to reversing the pollinator decline. I am therefore off to Europe to carry out a two-month research trip to collect as much information as possible about the best ways to keep bees. Hopefully I can then encourage more research to be done into it.

    You also provide workshops for schools. How have the kids been reacting so far?
    The kids have absolutely loved it! We have done beeswax modelling, honey harvesting by hand, bee hotel making and beehive painting. We also got them into bee suits and up to the hive to peek inside. Some of the school children blew me away with how much they knew about why the bees were dying. However, in general the message is not travelling as strongly as it should.

    How important is to educate people about the risk that bees face?
    Their decline mirrors our very own wellbeing decline. Current farming systems are not only poisoning bees, they are poisoning us, too. I don’t think the general public realises just how bad the situation is. Food is now grown to such a scale that crops can no longer be pollinated naturally.

    https://www.positive.news/2015/economics/good-business
    /17418/good-business-heather-moore-bee-the-change/

    Arı nüfusu sıkıntıda

    Son 15 yıl içerisinde yarıya inen Birleşik Krallıktaki arı nüfusu sıkıntıda (tehlikede). Bristol’de kurulan sosyal bir girişim olan “Bee The Change”, her yaştan insanlar için eğitim kursları ve danışmanlık hizmetlerini birleştirerek bu azalmayla mücadele etmeye çalışmaktadır.

    Bize biraz “Bee The Change” ’den bahseder misin?
    Heather Moore: “Bee The Change”, Bristol’da kurulmuş, amacı “arıcılık” olarak düşündüğümüz bir yeniden şekillendirme ile mevcut polinasyon krizi ile mücadele etmek olan sosyal bir girişimdir. Şehrin dört bir tarafında, insanlara sürdürülebilir yaşamı öğreterek doğayla iletişim kurmayı öğretmek için imece usulü kullanılan arı kovanları kuruyoruz.
    Aynı zamanda kamu alanlarında yabani polen taşıyıcılar için yenebilecek gıda miktarını artırarak yem ve çevreyi de artırmaya çalışıyoruz. Bu aktivitelerin yanı sıra, konuşmalar ve atölyeler düzenliyor, okulda dersler veriyor, arı otelleri kuruyor ve arı kovanlarının sahiplenilmesini yürütüyoruz.
     

    Neden “Bee The Change” ’i kurdunuz? Bu her zaman istediğiniz bir şey miydi? Profesyonel geçmişiniz nedir?
    Hayatta hiç bir zaman doğal dünyayı korumaktan daha önemli bir şey düşünemedim.  Bu nedenle, dünyanın düzeninin nasıl işlediğini ve onu korumanın en iyi yolunu öğrenmek için Brighton’a Sussex Üniversitesi’nde biyoloji okumaya gittim. İkinci yılımda, kelimenin tam anlamıyla rastgele bir arı kovanı buldum. Üniversitemin ülkedeki tek arıcılık profesörünü çalıştırmakta olduğunu öğrendim. Zamanımı bal arılarını araştırmaya harcadım. Mezun olduktan sonra, yabani yaşamla ilgili belgesel yapmak alanında kariyer yapmak için Bristol’a gittim.  Ama bu tür bir kariyerin bütünlükten yoksun olduğunu tecrübe ile öğrendim.
    “Sürdürülebilir arıcılığın polen taşıyıcılarındaki azalmayı engellemenin anahtarı olduğuna inanıyorum.”


    Eğer arıları korumak için harekete geçmezsek ne olur?
    Arılar olmadan hayat oldukça acımasız olurdu. Tüm dünyanın %90ını besleyen 100 üründen %70ini arılar döllemektedir. Örneğin, marketlerimizde şimdi olanın yarısı kadar ürün bulunurdu. Ayrıca küçük ve büyük ölçekli arıcılar ve kozmetikte balmumu ve bal kullanan şirketler gibi pek çok iş yeri iflas ederdi.

    Winston Churchill Vakfı size arıcılık tekniklerini araştırmak ve üzerinde çalışmak için finansman ödülü verdi. Hangi teknikleri araştıracağınızı biliyor musunuz?
    Arı krizinin iki ayağı var – ‘yabani’ arıların canlılığının azalması (soliter arılar, bambıl arısı ve ‘yaban’ bal arısı) ve kontrollü bal arısı kolonilerindeki azalma. Her iki arı türü de aynı çevresel koşullardan zarar görmektedir: böcek ilaçları, çiçeklerin azlığı ve istenmeyen bitki ve hayvanlar. Bugünkü modern arıcılık doğanın kontrole ihtiyacı olduğu fikrini yansıtır. Tam tersine, daha arı odaklı arıcılar, arıların doğanın niyet ettiği şekilde var olup fonksiyon göstermesine izin verirler. Bence sürdürülebilir arıcılık polen taşıyıcılardaki azalmayı tersine çevirmenin yoludur. Bu nedenle arı beslemenin en iyi yolları hakkında mümkün olduğu kadar fazla bilgi toplamak için Avrupa’ya iki aylık bir araştırma gezisi yapıyorum. Umuyorum ki, bu konuda daha fazla araştırma yapılmasını teşvik edebilirim.

    Aynı zamanda okullarda atölyeler de yapıyorsunuz. Çocukların şimdiye kadarki tepkisi nasıl oldu?
    Çocuklar kesinlikle bayıldılar! Balmumu modelleme, elle bal toplama, arı oteli yapma ve kovan boyama yaptık. Onları arı elbiseleri giydirdik ve kovanların üstlerinden içlerine baktılar. Bazı çocuklar beni arıların neden öldüğü hakkındaki bilgilerinin çokluğuyla şaşırttı. Ama genel olarak mesaj, olması gerektiği kadar kuvvetli yayılmıyor.

    İnsanların arıların karşı karşıya olduğu risk konusunda eğitmek ne kadar önemlidir?
    Onların azalması bizim refahımızın azalmasını yansıtır. Mevcut çiftçilik sistemleri sadece arıları zehirlemekle kalmıyor, bizleri de zehirliyor. Halkın durumun ne kadar kötü olduğunu fark ettiğini sanmıyorum. Gıda artık öyle bir ölçekte üretiliyor ki, ürünler doğal olarak döllenemiyor.
     Birkaç yararlı çeviri daha hatırlatalım

    William Shakespeare için tıklayabilirsiniz

    Seven Wonders Of The World için tıklayabilirsiniz

    New Rio Museum Looks To The
    Future için tıklayabilirsiniz


    The Titanic için tıklayabilirsiniz
     

    Çeviri bölümümüzün diğer başlıklarına ve İngilizce bölümümüzün diğer tüm konularına sol baştaki butonlara tıklayarak ulaşabilirsiniz.

    Çeviri konusunun ilk sayfasına
    dönmek için tıklayabilirsiniz

     
    Yorum yazabilirsiniz.

    Ad / Soyad:
    Şehir:
    E mail :

    Yorumunuz:

    Değerlendirme



    (0212) 230 89 09


    Telefonumuz C.tesi ve Pazar da açıktır.
    Kampanyalarımızdan
    haberdar olun!

    Limasollu Naci Öğretim Yayınları®

    Sitemizde, İngilizce, Almanca, Rusça ve İspanyolca dilleri alanında çeşitli ücretsiz hizmetler vermek ve eğitim setlerimizin, neden Türkiye'de en çok tercih edilen eğitim setleri olduğunu açıklamak için titizlikle hazırlanmıştır.
    İngilizce eğitim seti, Almanca eğitim seti, Rusça eğitim seti ve İspanyolca eğitim seti linklerimizi tıklayarak setlerimizi inceleyebilir ve sipariş yapabilirsiniz.  

     

     

    çözüm ortaklarıÇözüm Ortakları-1 Çözüm Ortakları-1 Çözüm Ortakları-1
     

    Pangaltı, Ergenekon Cad. No:18 Şişli 34380 İstanbul
    Tel: (0212) 230 89 09           Faks: (0212) 230 18 49
    E-posta : info@limasollunaci.com
    İrtibat büromuzun çalışma saatleri: Pazartesi - Cuma: 09:00 - 17:00
    (Cumartesi ve Pazar kapalıdır.)

    Creation by Medialine Works