İngilizce hikayeler

English stories

 

Sitemizin bu bölümünde, ingilizce hikayeler, türkçesi ile birlikte yer almaktadır.

 

İngilizce hikayeler (English stories) bölümümüzün alt sayfalarında, ingilizce hikayeler ve çevirilerini okuyabilirsiniz.
 

Hiç şüphesiz ingilizce hikayeler okumak ingilizce ilerletmek için çok etkili bir uğraştır.
 

İngilizce hikayeler okuma, yeni kelimeler öğrenerek kelime dağarcığınızın genişlemesinde de çok etkili olacaktır. Böylece daha önce öğrenmiş olduğunuz cümle yapılarının belleğinize daha rahat bir şekilde yerleştiğini göreceksiniz.
 

İngilizce hikayeler okumak

 

İngilizce çalışan kişilere, daima ingilizce hikaye oku tavsiyesi yapılır.  İngilizce hikayeler okurken, sanki yanınızda ana dili ingilizce olan ve türkçe bilmeyen bir arkadaş varmış gibi hissedeceksiniz. Yeni kelimeler öğrenerek, onları kendi konuşmalarınızda kullanabileceksiniz.
 

İngilizce öğrenmeye çalışan kişilerin, bol bol ingilizce hikayeler okumaları, onların ingilizce düşünmeye alışmaları bakımından da çok faydalı olacaktır.

İngilizce hikayeler | English stories | If you read one English story every day, your reading skills can be better fast.

 

Sayfamızda incelemekte olduğunuz  İngilizce hikayeler  Limasollu Naci Öğretim Yayınları'nın   İngilizce eğitim setleri  içeriklerinin yardımcı kitaplarından alınmış bulunmaktadır. İngilizce hikayeler (English stories), hem eğlenceli hem de öğretici nitelikte hazırlanmıştır.

 

 

 

 

İngilizce hikayeler ve türkçe çevirileri


Hayaletli otel odası | The haunted hotel room


İlk komik İngilizce hikayemizde, kahramanlarımız George ve Mildred hayaletli odası olduğu iddia edilen bir otelde kalıyorlar.

 İngilizce hikayeler | English stories | Hayaletli otel odası - The haunted hotel room

 

 

George:

Well, this is the famous haunted bedroom everyone keeps talking about and we’re going to spend tonight in it. Do you believe in ghosts Mildred?

 

 

George:

Evet, herkesin hakkında konuştuğu ünlü hayaletli yatak odası burası. Ve biz bu geceyi burada geçireceğiz. Hayaletlere inanır mısın Mildred? 

 

 

Mildred:

I’m not sure. I don’t think so. At least I’ve never seen a ghost. I’ll believe in them when I see one. What about you George?

 

 

Mildred:

Emin değilim. Zannetmiyorum. En azından hiç hayalet görmedim. Bir tane görsem inanacağım. Ya sen George? 

 

 

George:

No I don’t think I do. I mean, some of my friends say they’ve seen them, but of course they could just be dreams, or imagination, I don’t know.

 

 

George:

Ben de inandığımı zannetmiyorum. Bazı arkadaşlarım gördüklerini söylüyorlar. Fakat tabii ki onlarınki sadece rüyalar veya hayallerdir. Bilmiyorum. 

 

 

Mildred:

Anyway, this hotel we’re staying in is supposed to have a ghost. The manager said that no one has ever dared spend a night in this room and that if anyone does, he can stay 
in this hotel without paying for a whole week.

 

 

Mildred:

Neyse, kaldığımız otel hayaletli zannediliyor. Müdür bu odada hiç kimsenin bir gece geçirmeye cesaret edemediğini ve ederse burada para vermeden bir hafta kalabileceğini söyledi. 

 

 

George:

Just think and we’ll get free meals and be able to drink as much alcohol as we like in the bar! I think this ghost story is a lot of nonsense.

 

 

George:

Düşün bedava yemek yiyeceğiz ve barda istediğimiz kadar içki içebileceğiz. Bu hayalet hikayesinin tamamen saçmalık dolu olduğunu sanıyorum. 

 

 

Mildred:

What time is it?

 

 

Mildred:

Saat kaç? 

 

 

George:

Half past ten, nearly time to go to bed, let’s go down to the bar and have one last drink before we go to bed.

 

 

George:

On buçuk. Neredeyse yatağa gitme vakti. Haydi gel bara gidip, yatmadan önce son içkimizi içelim. 

 

 

Mildred:

Yes, a nice strong whisky’ll give us courage.
(Half an hour later)

 

 

Mildred:

Evet, güzel sert bir viski, bize cesaret verecek!
(Yarım saat sonra)
 

 

 

George:

Well, here we are back in the famous, haunted room. Are you feeling sleepy?

 

 

George:

Evet, ünlü hayaletli odadayız. Uykun geldi mi? 

 

 

Mildred:

No, I’m scared!

 

 

Mildred:

Hayır, korkuyorum! 

 

 

George:

Don’t be silly, there’s nothing to be afraid of! This ghost story is just a trick of the hotel manager to make his hotel famous and popular.

 

 

George:

Aptal olma. Korkacak bir şey yok! Bu hayalet hikayesi otel müdürünün, bu oteli ünlü ve popüler yapmak için bir aldatmacası. 

 

 

Mildred:

Anyway what is the ghost story?

 

 

Mildred:

Peki, nedir bu hayalet hikayesi? 

 

 

George:

Oh, just that 300 years ago a woman who lived in this house was murdered in this room by her husband for having a love affair with another man!

 

 

George:

Oh, tam 300 yıl önce bu evde yaşayan bir kadın başka bir adamla olan aşk hikayesi yüzünden, kocası tarafından bu odada öldürülmüş! 

 

 

Mildred:

That’s a common story. How did she die?

 

 

Mildred:

Olağan bir hikaye. O, nasıl ölmüş? 

 

 

George:

Oh, the manager told me she was tied up and then shut in a secret cupboard in the wall till she died.

 

 

George:

Oh, otel müdürü bana, bağlanıp daha sonra bu duvarın içerisindeki gizli dolaba ölünceye kadar kapatıldığını söyledi. 

 

 

Mildred:

Where is this cupboard?

 

 

Mildred:

Peki bu dolap nerede? 

 

 

George:

Over there by the fireplace, let’s see if the wall is hollow. My god-it is hollow, do you think we’d find her bones behind the wall?

 

 

George:

Orada, şöminenin yanında. Bakalım duvarda boşluk var mı? Tanrım, boşluk var ne dersin, onun kemiklerini duvarın arkasında bulur muyuz? 

 

 

Mildred:

Oh, shut up! We’ll never spend the night here if you carry on talking like that.

 

 

Mildred:

Oh, kes sesini. Eğer böyle konuşmaya devam edersen geceyi burada geçiremeyeceğiz. 

 

 

George:

O.K. Let’s go to sleep we’re only scaring each other about a lot of nonsense. Good night  darling.

 

 

George:

Tamam, haydi uyuyalım. Birçok saçmalık için birbirimizi korkutuyoruz. İyi geceler sevgilim. 

 

 

Mildred:

Goodnight.
(Ten minutes later)

 

 

Mildred:

İyi geceler.
(On dakika sonra)
 

 

 

Mildred:

What was that noise?

 

 

Mildred:

O ses neydi? 

 

 

George:

Oh, probably some dust falling down the chimney, its nothing. Go to sleep!

 

 

George:

Oh, bir olasılıkla, bacadan düşen tozlardır, bir şey değil. Uyumaya bak! 

 

 

Mildred:

My god, did you hear that? It sounded like something heavy was being dragged across the floor.

 

 

Mildred:

Aman Tanrım, bunu duydun mu? Sanki ağır bir şeyin yerde sürüklendiğinde çıkardığı sesti. 

 

 

George:

Oh, that it’s probably the central heating system cooling down. These old houses have pipes which make noises when they cool at nigh.

 

 

George:

Oh, belki de kalorifer sistemi soğuyordur. Bu eski evler gece soğuduklarında gürültü yapan borulara sahiptirler. 

 

 

Mildred:

It didn’t sound like pipes to me.

 

 

Mildred:

Bana boru sesiymiş gibi gelmedi. 

 

 

George:

Go to sleep. You’re just imagining things. Think of all those nice meals we’ll be eating and all that alcohol we can drink if we spend a night in this room.

 

 

George:

Uyu. Sen sadece bu şeyleri hayal ediyorsun. Eğer bu odada bir gece geçirirsek yiyeceğimiz o güzel yemekleri ve içeceğimiz içkileri düşün. 

 

 

Mildred:

I can’t, I’m afraid.

 

 

Mildred:

Yapamam, korkuyorum. 

 

 

George:

O.K. I’ll swich the light on. Are you all right now?

 

 

George:

Tamam. Işığı açıyorum. Şimdi iyi misin? 

 

 

Mildred:

Yes, I think so. George stop it! What are you doing? Your hands are so cold!

 

 

Mildred:

Evet, öyle zannediyorum. 

 

 

George:

Wh , wh, what’s happening?

 

 

George:

Kes şunu! Ne yapıyorsun? Ellerin çok soğuk!   Ne oluyor? 

 

 

Mildred:

You put your hands on my face.

 

 

Mildred:

Ellerini yüzüme koydun. 

 

 

George:

I didn’t.

 

 

George:

Koymadım. 

 

 

Mildred:

You did.

 

 

Mildred:

Koydun! 

 

 

George:

I tell you I didn’t!

 

 

George:

Koymadım diyorum! 

 

 

Mildred:

Well, somebody did! There’s someone else or something else in this room.

 

 

Mildred:

Öyleyse birisi yaptı! Bu odada ya bir şey ya da birisi var. 

 

 

George:

O.K. All right! I’ll get up and check the room. No, there’s no one here! Nothing! Now look, and calm down, everything’s going to be all right. Here do you want some whisky, I’ve got a bottle in my suitcase.

 

 

George:

Peki, tamam! Kalkacağım ve odayı kontrol edeceğim. Burada hiç kimse yok, hiç bir şey yok. Bak şimdi sakinleş, her şey düzelecek. Viski istiyor musun? Bavulumda bir şişe var. 

 

 

Mildred:

Yes, please.

 

 

Mildred:

Evet, lütfen. 

 

 

George:

Better?

 

 

George:

Daha iyi misin?  

 

 

Mildred:

Yes. I feel better now. I can go to sleep I think. Aaaaaaa! Who swiched the light out?

 

 

Mildred:

Evet, şimdi daha iyi hissediyorum. Uyuyabilirim zannediyorum.Ay! Işığı kim söndürdü? 

 

 

George:

Ugh! Ugh! What, what are you doing? Who pulled the blankets off? It’s very cold in hero.

 

 

George:

Ih, ıh, ne yapıyorsun? Battaniyeyi kim çekti? Burası çok soğuk! 

 

 

Mildred:

It’s the ghost of the murdered woman. She doesn’t like me! Help! Help! I can’t sleep in this room! I’m getting out of here!

 

 

Mildred:

Bu öldürülen kadının hayaleti. Benden hoşlanmıyor. İmdat! İmdat! Bu odada uyuyamam, bu odadan çıkıyorum! 

 

 

George:

Darling! Come back! Don’t be afraid! I’m here! Here, here, there, there, now, now! Every thing’s O.K., all right. We’ll stay downstairs here in the drawing room for the rest of the night. We can’t sleep in that room, not with you screaming like that.

 

 

George:

Sevgilim, geri dön! Korkma! Ben buradayım! Sakin ol! Her şey tamam gecenin kalan kısmını aşağıdaki salonda geçireceğiz. Sen böyle çığlık atarken burada uyuyamayız. 

 

 

Mildred:

Didn’t you hear anything?

 

 

Mildred:

Hiç bir şey duymadın mı? 

 

 

George:

Only you’re making a lot of noise. Anyway I wouldn’t spend another night in that room if you paid me!

 

 

George:

Sadece senin yaptığın bir çok gürültüyü. Neyse, bana para da versen burada bir gece daha geçirmezdim!

 

 

 

İngilizce hikayeler bölümümüzdeki diğer hikayeler
 

Sanat sergisi

 

George ve Mildred kampa giderler

 

Kelepir araba

 

Piknik

 




Limasollu Naci Öğretim Yayınları
Pangaltı, Ergenekon Cad. No:18 Şişli 34380 İstanbul    www.limasollunaci.com
Tel:  (0212) 230 89 09         Faks: (0212) 230 18 49   info@limasollunaci.com

tr.facebook.com/LimasolluNaciYayinlari   https://twitter.com/limasollunaci   https://plus.google.com/+limasollunaci Tavsiye ediniz

Tavsiye ediniz ingilizce-öğrenim-setleri almanca-öğrenim-seti rusça-öğrenim-seti ispanyolca-pratik-konuşma-seti