İngilizce öğrenme
Sitemizin bu bölümünde ingilizce öğrenme konusunda çok önemli bir yeri olan kalıp cümleleri belleğinize yerleştirme konusunu işleyeceğiz.
İngiltere'de veya dünyanın herhangi bir yerinde karşılaşılabilecek çeşitli yaşantılardan oluşan karşılıklı konuşmalar ve kısa hikayecikler ingilizce olarak verilmiş, altlarına da türkçe karşılıkları yazılmıştır. Bu bölümün öğreticilik niteliği çok önemlidir. Çünkü ingilizce dilini ileri bir seviyede konuşmak için önce kendi dilinde düşünüp onu ingilizce çevirmektense, aynı yaşantılarda kullanılan ingilizce cümleler bilinip onları kullanmak daha uygundur. Türkçeden aynen çevrilmiş cümleler doğru olsalar da, onun yerine ingilizce kullanılma alışkanlığı yaygın olan benzer cümleler kullanmak daha güzel ingilizce konuşma becerisi sağlar.
Bu amaçla, bu bölümümüzde çalışırken karşılıklı konuşmalarda geçen cümleleri, belleğinize anlamlarıyla birlikte yerleştirinceye kadar defalarca tekrarlamaya çalışırsanız, ingilizce öğrenme ve konuşma konusunda çok hızlı mesafe kat edeceksiniz.
İlk olarak banka konusunda karşılıklı konuşmalar ile ilgili bir örnek görelim.
At the bank | bankada
İngilizce banka konusundaki karşılıklı konuşmalar
|
Clerk:
|
How can I help you?
|
|
Memur:
|
Size nasıl yardım edebilirim?
|
|
|
|
|
Customer:
|
I’d like to change some currency 1000 dollars.
|
|
Müşteri:
|
Biraz döviz bozdurmak istiyorum 1000 dolar.
|
|
|
|
|
Clerk:
|
Is that US dollars?
|
|
Memur:
|
Amerikan doları mı?
|
|
|
|
|
Customer:
|
Yes.
|
|
Müşteri:
|
Evet.
|
|
|
|
|
Clerk:
|
How would you like it?
|
|
Memur:
|
Nasıl isterdiniz?
|
|
|
|
|
Customer:
|
Sorry?
|
|
Müşteri:
|
Efendim?
|
|
|
|
|
Clerk:
|
How do you want the money? In which denominations? Tens? Twenties? Fifties?
|
|
Memur:
|
Parayı nasıl isterdiniz? Hangi çeşitte? Onluk mu? Yirmilik mi? Ellilik mi?
|
|
|
|
|
Customer:
|
Oh, I see sorry. Mostly fifties, please.
|
|
Müşteri:
|
Oh, anlıyorum, üzgünüm. Çoğunluğu ellilik, lütfen.
|
|
|
|
|
Clerk:
|
So that’s £1, 200... and here’s your receipt.
|
|
Memur:
|
Öyleyse işte £1, 200 ve buyrun fişiniz.
|
|
|
|
|
Customer:
|
Just one other question: how do I send some money to a friend in Paris, quite quickly?
|
|
Müşteri:
|
Sadece bir diğer soru: Paris’deki bir arkadaşa çok çabuk nasıl para yollarım?
|
|
|
|
|
Clerk:
|
How quickly do you want to send it?
|
|
Memur:
|
Onu ne çabuklukta yollamak istersiniz?
|
|
|
|
|
Customer:
|
As fast as possible.
|
|
Müşteri:
|
Mümkün olabildiğince çabuk.
|
|
|
|
|
|
|
|
Clerk:
|
If you’d like to ask at that desk over there, the cashier will arrange it for you.
|
|
Memur:
|
Eğer oradaki şu masaya sormak isterseniz, veznedar onu sizin için ayarlayacaktır.
|
|
|
|
|
Customer:
|
Thank you very much.
|
|
Müşteri:
|
Çok teşekkür ederim.
|
At the hotel | otelde
İngilizce otel konusundaki karşılıklı konuşmalar
|
Receptionist:
|
Can I help you, sir?
|
|
Resepsiyonist:
|
Size yardımcı olabilir miyim, efendim?
|
|
|
|
|
Traveller:
|
Yes, I’d like a single room for two nights.
|
|
Yolcu:
|
Evet, iki geceliğine tek kişilik bir oda istiyorum.
|
|
|
|
|
Receptionist:
|
Just one moment, sir.
|
|
Resepsiyonist:
|
Bir dakika, efendim.
|
|
|
|
|
Traveller:
|
Oh and I may need to stay an extra night.
|
|
Yolcu:
|
Oh ve bir gece fazladan kalmam gerekebilir.
|
|
|
|
|
Receptionist:
|
We’ve only got double rooms left, but we could let you have one for the price of a single.
|
|
Resepsiyonist:
|
Sadece çift kişilik odalarımız kalmış, ama birinde tek kişilik fiyatına kalmanıza müsade edebiliriz.
|
|
|
|
|
Traveller:
|
That’s fine.
|
|
Yolcu:
|
İşte bu iyi.
|
|
|
|
|
Receptionist:
|
So, that’ll be £50 per night including continental breakfast. How will you be paying?
|
|
Resepsiyonist:
|
Öyleyse, kahvaltı dahil her gece için £50. Nasıl ödeyeceksiniz?
|
|
|
|
|
Traveller:
|
By Visa.
|
|
Yolcu:
|
Visa ile.
|
|
|
|
|
Receptionist:
|
Right. If I could just take the number of your Visa card, please.
|
|
Resepsiyonist:
|
Peki. Viza kartınızın numarasını alabilir miydim, lütfen?
|
|
|
(looks for Visa card)
|
|
|
(Viza kartını arar)
|
|
|
|
|
Traveller:
|
Just a moment.
|
|
Yolcu:
|
Bir saniye.
|
|
|
|
|
Receptionist:
|
Thank you. And could you please fill in your details on this form?
|
|
Resepsiyonist:
|
Teşekkür ederim. Ve lütfen bu formun üzerine detayları doldurabilir miydiniz?
|
|
|
(two minutes later)
|
|
|
(iki dakika sonra)
|
|
|
|
|
Receptionist:
|
Thank you, sir. Here’s your key. Room number is 342.
|
|
Resepsiyonist:
|
Teşekkür ederim, bayım. Buyrun anahtarınız. Oda numarası 342.
|
|
|
|
|
Traveller:
|
And could I stay an extra night in the same room, if necessary?
|
|
Yolcu:
|
Ve eğer gerekirse aynı odada fazladan bir gece kalabilir miyim?
|
|
|
|
|
Receptionist:
|
No, problem, sir. Would you like a porter, sir?
|
|
Resepsiyonist:
|
Sorun yok, bayım. Taşıyıcı ister misiniz efendim?
|
|
|
|
|
Traveller:
|
I’m OK. thanks. I can manage.
|
|
Yolcu:
|
Tamam, teşekkürler. İdare edebilirim.
|
|
|
|
|
Receptionist:
|
The lift’s over to your right.
|
|
Resepsiyonist:
|
Asansör hemen sağınızda.
|
|
|
|
|
Traveller:
|
Thanks very much.
|
|
Yolcu:
|
Çok teşekkür ederim.
|
Diğer Örnekler
Diğer Konu Başlıkları